Issızdı caddeler:
belki erken
belki geç
belki ölü bir saat,
belki duvarların arkasına çekilmiş hayat.
Yığın yığın
kat kat
mermer
beton
ve asfalt.
Ve heykel,
ve heykel,
ve heykel,
insan yok fakat.
Ve sonra bozkır:
en beklenilmedik yerde
ve her şeye rağmen
şehrin içine kadar giren,
ve sonra derhal toprağın sonsuzluğu...
Felsefe kitaplarını özellikle vaktimin olduğu yaz aylarında okumak hoşuma gidiyor. Felsefe alanında okuduğum ilk kitap Sofie'nin Dünyasıydı. Çok hoşlandığım ve felsefeye bakış açımı değiştiren bir kitaptı. Sokrates ve Platon'un felsefesiyle esas anlamda orada karşılaştım ve çok beğendim. Bu kitabı alırken Sofie'nin Dünyası'nın yanında son dönemde hukuka olan ilgim de etkili oldu. Kitabı aldığıma gerçekten memnun oldum. Son bölüm açıkçası biraz zorladı beni. Bunu da ruh kavramının soyutluğuna bağlıyorum.
Kısaca felsefe sevenlerin okuması gereken kitaplardan birini daha okumanın zevkine kavuşmuş bulunmaktayım. Milattan önce yazılmış bir kitabı iki bin yıl sonra okudum ve farkına vardım ki tarihi birikimde yerini kanıtlamış bu kitabın bazı cümleleri ve paragrafları tekrar tekrar okunmalı ve üzerinde düşünülmeli.
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202564,7bin okunma
"Zaten bir kerre ucunu görsün
şıp diye kapıp öğrenir Türk milleti.
Akıllıyızdır.
Fakat itibar görmeyiz kendi milletimizden.
Şimdi yüz elli kaat veriyorlar
Ankarapalas'taki Türk ustaya
Müsyü Fernan'dan neyi eksik?
gavurluğu mu?"