Kafka'nın babasına gönderdiği ağırlıkla babasını eleştiren mektubunu okuyoruz bu kitapta. Kendi zihni ve psikolojik gelişiminde babasının rolünü anlatmış. Ataerkil bir ailede baba otoritesi altında nasıl ezildiğini anlatmış. Bardağı taşıran son damla ise nişanlanmak istediği kişiyi babasının reddetmesi olmuş.
Sonuçta Kafka'nin kendi ailevi meselesi karışmak ne kadar doğru bilemiyorum. :) Ancak bence babasına bir miktar haksızlık etmiş. Kitapta ara ara bunun farkına varıp geri adım attığıda olmuş.
Kitabın sonundaki ekler kısmı da oldukça önemli orayı da okuyun derim.
Birbirimizle savaştığımızı kabul ediyorum, ama iki türlü savaş vardır. Bağımsız hasımların güçlerini tarttığı şövalyece savaş; herkes kendi başınadır, kendi yenilgisini yaşar, kendi zaferini kazanır. Ve bir de yalnızca sokmakla kalmayan, aynı zamanda hayatını sürdürmek için kan emen böceklerin savaşı. Asıl paralı askerler bunlardır ve sen busun.
Bizdeki Yahudi liseliler biraz tuhaftırlar, en akla gelmeyecek türden olanları bile bulunur aralarında, ama benim gibi kendine yeterli, ancak soğukluğu bakımından benzersiz bir çocuğun donuk, nerdeyse hiç gizlenmemiş, yıkılmaz, çocukça çaresiz, gülünçlüğün sınırına dayanan, kendinden hayvanca bir hoşnutluk duyan kayıtsızlığına bir daha başka hiçbir yerde rastlamadım; ne ki, bu kayıtsızlık burada da korku ve suçluluk bilinci yüzünden yaşanacak bir sinirsel yıkıma karşı biricik sığınaktı.