Kitabı okurken benim de psikolojim bozuldu diyebilirim. Sürekli kitaba ara verip günlük yaşantıma geri dönme ihtiyacı hissettim. Kahramanın ağır yaşam koşulları ben diliyle anlatıldığından okurda empati duygusunu alevlendiriyor. İster istemez, kitapta yaşıyormuş gibi hissediyorsunuz.
Kitabın en güzel tarafı ise olayı yaşamamanıza rağmen derinden hissetmeniz. Yani kitapta yazarın yapmak istediği, yaptığı; bazı gerçekleri insanların gözüne batırmak. Gözüne batırmak ki acısını hatırlasın. Gözünü yumduğunda da görsün.
"Sınırda kişilik bozukluğu" olan insanlar kaçmaya çalıştıkları duygusal acının yerini alması için fiziksel açıdan deneyimlemek adına kendilerini incitirler.