Cemil yayınevine roman dosyasını verdikten sonra İstiklal Caddesi’nin kalabalığına karıştı. Cadde üzerindeki dükkanlardan birinde kahvaltı ile öğle yemeği arası bir şeyler yedi. Kitapçıları dolaştı. Taksim’e kadar gidip gerisingeri tüneli döndü. Ara sokaklardan Karaköye indi . Vapurla Kadıköy’e geçti. İstanbul’daki arkadaşlarını arayacakken vazgeçti. Moda sokaklarında dolaştı. Bir çay bahçesinde oturdu. Çay çok güzeldi, deniz çok güzel görünüyordu. Hemen eve, Nazlı’ya dönmek istedi.
Babası bir şey söylemiyor, yirmi iki yıl önce öldü ve canlılara özgü rasyonelliği çoktan yitirdi. Artık ne zaman isterse o zaman söze karışıyor, o zaman ortaya çıkıyor. Bu da ölülerde sık gözlenen bir tutum.