Yine yine yeniden bir mini felsefe kitabıyla sizlerleyim Bugün okuduğum düşünür Diyojen'in vazgeçerek özgürleşme felsefesiydi. Aykırılıklar adamı da diyebiliriz bence onun için. Varlıktan yokluğa bir hayat gördüğü için fakirliğin insanı felsefeye ittiğini söylemiş. Döneminde en aşağı tabakada eşya ve malın kölesi olmadan yaşamış. Hayatından para değil yemek yemeği bile amaç edinmemiş birisi. Hayatta ki amacı ise kendini tanımaktır. Ona göre para peşinden koşan, yalnızlıktan korkan, geçmişinden kopmayan biri özgür olamaz. Kitabı okudukça bir kez daha ne kadar materyalist yaşadığımızı, gerçek olmayan şeylere bile ne kadar bağlandığımızı..Herkese eser miktarda diyojen ve felsefe öneriyorum. Yine çok keyifli bir okumaydı.
#okudumbitti #martineden
Merhabalar, bugün buram buram hayat kokan bir kitap Martin Eden'in yorumu için geldim. Bayramdan önce başladığım fakat yoğun iş temposundan dolayı bir türlü toparlayamadığım bir kitaptı. Bayram fıstık gibi okumalarla geçti diyebilirim Kitap tam olarak hayatın acımasızlıkları ve bir adet gencimiz Martin'in çırpınışları üzerine geçmektedir. Hayatla, aşkla, hayalleriyle olan mücadelesini adım adım okuyoruz. Kesinlikle okumayı yaydıkça daha keyifli bir okuma haline geldiğini düşünüyorum. Her gün kitabın başına otururken Martin daha da gelişmiş, hayat onu örselemiş, ruth'u daha çok sevmiş olarak okuyordum. Bu şekilde karakteri daha da özümsedim diyebilirim. Bu kitapta herkes kendinden bir şeyler bulur. Bazı yerler vardı ki tüylerim diken diken oldu okurken, gözlerim doldu. Kitabın içindeki umut öyle güzel işlenmiş ki. 'Sabrı öğütleyendir zaman, oysa odur durmayan' diyerek bir şarkı sözümüzle satırlarımı noktalıyorum. Kitabın sonunda ki bitmişlik, insanların ikiyüzlülüğü okuması en gerçekçi yerlerden biriydi. Kitabı çok sevdim. Gerçekten gençlerin gözü kapalı okuması gereken kitaplardan biri. Kitaplardan öğrenecek, kendimize katacak ne çok şeyimiz var. Mücadelen harikaydı Martin