"Ben hiçbir düke, hiçbir hükümete, hükümdara hizmet etmem." dedi Leonardo, "hiçbir şehre, hiçbir ülkeye, hiçbir imparatorluğa ait değilim. Ben yalnızca görme, kavrama, düzene sokma ve yaratma tutkusuna hizmet ederim ve sadece eserime aitim."
Üstat Leonardo, saray şairi Bellincioli'ye bir ressamın sinirlerin, kasların ve tendonların anatomisini çok iyi bilip kavramasının önemini anlatıyordu.. "Bunu anlamayan, insan bedeninin değil, bir demet turpun resmini yapsın."
Da Vinci... Rönesans... Bu kitap okuru Da Vinci'nin içinde bulunduğu ilginç bir hikayenin içine sürüklüyor.
İçime işleyen bir eserdi. Bir çizer olarak ve Da Vinci + Rönesans Dönemi hayranı olarak severek okuduğum bir kitaptı. Hiç sıkılmadan okudum. Kitabı okurken atmosferin içine dalmakta hiç zorlanmıyorsunuz. Eğer biraz Da Vinci'ye hakimseniz, kitapta söylediği bazı şeyler gerçekten onun ağzından çıkmışçasına kulağınıza çalınıyor. Maalesef, bu kitap bir kurmacadan ibaret ama gerçeği yansıtmasını çok isterdim. Kitabı okuduktan sonra siz de böyle hissedeceksiniz. Leonardo'nun Yahuda'sı
Severek, hatta çok severek okudum. Birkaç günde bitiverdi. Kitabın konusunu bilmeden başladım ve Pennywise gibi tuhaf bir yaratıkla karşı karşıyaydık.
Beni tatmin etmeyen yönleri oldu ki King romanlarında bunu pek yaşamam. Maddeleyecek olursam:
-King romanlarında çoğunlukla yaptığım "önemlidir" başlığı altında not aldığım kısımlar önemsenmedi ve sonrasında bunlara değinilmedi, havada kaldı.
-Yazarın bu romanı son yıllarda yazmasının etkisi var eminim fakat, teknolojiyi çok ileri çıkarması yani; çok dillendirmesi göze batıyordu. Örneğin "Herkes iPad kullanıyor, bu devirde şöyle vs."
Maalesef hikaye ve karakterlerle ilgili beni tatmin etmeyen noktalar da vardı. Yinede okuyucuyu korku ve heyecanla sarmayı başarıyor. YabancıStephen King