Betül Bahar

Betül Bahar
@betulbahar
Ege Üniversitesi
29 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·251 syf.··
2021 18. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2021 18:15
Bu tür okumaları; kadınların hakları üzerinde daha fazla bilgi edinmek, bilinçlenmek ve yazgıyı değiştirmek (kadın ve öğretmen sıfatıyla) adına sürdürdüğüm ve sürdüreceğim okumalar olarak görüyorum. O yüzden benim için çok önemli. Bu kitap üzerinde konuşmak istiyorum. Okurken "ruhsal" olarak inanılmaz yorulduğum bir kitaptı. Bunu olumsuz bir yorum olarak algılamayın. İçeriği, derin ve bir türlü kabuk bağlayamayan yaraları gösteriyor. Bu da haliyle insanı, özellikle de "kadını" sarsıyor. Her sayfasında kadının aşağılandığı, hor görüldüğü, soyutlandığı, yalnızca cinsel bir obje olarak yaklaşıldığı anların arasında dolaşmaya başlıyorsunuz. Sizin için hep bir perde aralanıyor. Bu ezilişin haksız sebepleri de açıklanıyor. Ben bazen şaşkınlıkla, çoğunlukla öfkeyle okudum. Okuduğunuz zaman söylediklerimi anlayacağınızı düşünüyorum. İçerisinde birçok kavrama değiniliyor ve kadınların tarihi farklı pencerelerle, açık ve anlaşılır bir biçimde 4 kadın tarafından ortaya koyuluyor. Başlık ise ironik. Kadınların en güzel tarihinin tam anlamıyla hiç yaşanmamış olması bunun nedenidir. Geçmiş, şimdi ve gelecek kadınlar için düşünüldüğünde kesin ayrımları yapılamayan kavramlara dönüşüyor. Çünkü "Erkekler namuslarını kızlarının, kız kardeşlerinin, eşlerinin bedeniyle özdeşleştirdikleri için, bugün bile kadınlar dövülüyor, hatta öldürülüyor. İçinde bulunduğumuz 'gelişmiş toplumlarımız' bile bu tür geriye dönüşlerden kurtulabilmiş değil." Ama değiştireceğiz, hep birlikte...
Kadınların En Güzel TarihiMichelle Perrot · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020601 okunma
Reklam
Puan vermedi·1724 syf.··
2000 55. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2000 00:00
Uzun süredir elim bu kitaba gidip geliyordu. Hakkında konuşma fırsatını şimdi bulabildim. Yaklaşık 1700 sayfalık bir maceraydı. Eserin kısaltılmış halini okumaktansa tam halini okumanın gerekli olduğunu düşünüyorum. Bu kitabı en iyi biçimde ifade edebilecek kişi ise kuşkusuz eserin yaratıcısı Victor Hugo'dur. Kendisi, İtalyan bir yayıncıya yazdığı mektubunda şu sözleri kullanmıştır: "Toplumsal sorunlar sınırları aşıyor. İnsan türünün tüm dünyayı kaplayan o geniş yaraları dünya haritasındaki mavi ya da kırmızı çizgilerde durmuyor. Erkeğin cahil ve umutsuz olduğu, kadının ekmek için bedenini sattığı, çocuğun kendini eğitecek bir kitabın, kendini ısıtacak bir ailenin yokluğunda acı çektiği her yerde 'Sefiller' kitabı kapıyı çalıp şöyle diyor: Sizin için geldim, sayfalarımı çevirin." Böylelikle ilk sayfada altını çizeceğim tümceleri bulmuş oldum. Bu mektup diğer yayınevlerinin basımlarında var mıdır bilemiyorum. Ama bu mektup elbette ki 3 tümceyle sınırlı kalmıyor. Daha çok detayı barındırıyor. Kitabın başkahramanı ise Jean Valjean. Yaşamına en fazla keder duyduğum karakter oldu. Kitabı bitirdiğimde onu el birliğiyle ne kadar yorduklarını düşündüm hep. Kaderinde diğer insanların müdahalesi fazla olsa da kendisi de onlardan geri kalmadı. Lakin o mücadeleyi hiçbir zaman bırakmadı. Vicdanıyla daima bir savaştaydı. Victor Hugo'nun bazen olaylardan sıyrılıp size önemli bilgiler verdiğine şahit olacaksınız. Bu konuda bir hayli cömerttir. :) Kitabın yalnızca bir bölümünde anlatılan olaylar ve karakterler bile boşuna anlatılmamıştır. İlerleyen bölümlerde tekrar karşınıza çıkacaktır. Başkahraman Jean Valjean ama kitaptaki tüm karakterlerin hayatını, acılarını ve mutluluklarını ayrıntısıyla öğreniyoruz. Kitapta bile herkes kendi hayatının başrol oyuncusu. Sefiller'den aldığım
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025105,4bin okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2000 55. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2000 00:00
Not: Biraz spoiler içerebilir, anlayışınıza sığınıyorum. :) Honoré de Balzac'ın bu muhteşem eserini çok sevdim. Olay örgüsü tamamlanmaya başladıkça eserin akışına da kendinizi kaptırıyorsunuz. Bu nedenle okuması gayet keyifliydi. Başta aşk olmak üzere birden fazla duyguyu derinlemesine hissedebiliyorsunuz. O gururlu, asil ve beyaz zambak Henriette'e, diğer karakterlerle birlikte Ave Maria duası eşliğinde veda ettim. Kendimi romanın içinde bulmam ve yaşananlara yakından tanıklık etmem güzel bir deneyimdi. Ayrıca ben yazarın yaptığı betimlemelerin sıklığı ve yoğunluğundan şikayetçi değilim. Felix'i, Henriette'i, Mösyö de Mortsauf'u yargılamadan anlayabilmemi sağladı çoğu zaman. Her ne kadar yazar, Arabelle'ı yargılamaya doğru sevk etse de ben güçlü, akıllı bir kadının varlığından dolayı memnuniyet duydum. Yazarın bakış açısıyla tensel ve tinsel aşkın ayrımını bahsedilen bu iki kadın üzerinden rahatça anlayabilirsiniz. Balzac'ın İngilizlere karşı tutumu da yine düşündürücüydü. Yazarın yaptığı son dokunuş olan Nathalie ise gerçekten etkileyiciydi. Başından beri adına aşina olduğumuz bu karakterin düşüncelerini de öğrenerek kitabı sonlandırmak hoş bir detaydı. Mutlaka okuyun, tavsiye ederim.
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202553bin okunma