ŞEHİR

Stefan Zweig'a göre, kendi kuşağının düşünürleri arasında yalnızca Erasmus, belli bir topluma değil, fakat insanlığın bütününe bağlılık gösterdi. Savaş alanının dışında kalarak, hiçbir orduya katılmayarak, ama bütün ordularla savaşmaya zorlanarak, yalnızlık içinde öldü. Hep yalnız, fakat bağımsız ve özgür kaldı." Bu anlamda Stefan Zweig'a göre, Erasmus'u pasifizmin ilk kuramcısı saymak gerekir.
Sayfa 143·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Stefan Zweig'a göre, Erasmus'un kararsızlığı ya da bilinçli olarak kararsız kalışı gerek çağdaşlarınca gerekse daha sonra gelenlerce korkaklık diye nitelendirilmiştir. Bilinçli duraksamaları, uyuşuk ve dönek diye suçlanmasına, alaylara hedef olmasına yol açmıştır. Erasmus, hiçbir zaman doğrudan meydan okuyan biri değildi. Korkusuz bir kahraman olmak, onun harcı değildi. Zaman zaman bir kamış gibi eğilip büküldü, sağa sola sallandı. Ama bu kırılmamayı, her eğilişten sonra yine doğrulabilmek için yaptı. Kitle çılgınlığının yol açtığı en vahşi çarpışmalar sürüp giderken, zaman zaman gizli köşelere sığınarak, arka yollardan geçerek korundu.
Sayfa 143·Kitabı okudu
Alıntı
Baştaki tartışmaya dönersek entelektüel, aydın gibi toplumu aydınlatan, doğrunun, iyinin, güzelin bayraktarlığını yapan, herhangi bir siyasal programın ya da ideolojinin fikri altyapısını inşa eden kişi değildir. Entelektüel öncelikle dünyaya mümkün olan en geniş açıdan bakabilen, çok geniş bir veri havuzuyla çalışan, çok değişik kaynaklardan beslenebilen ve bütün bunlardan kendi idrakiyle aklı arasında bir yerlerde bir cümle, bir mana, bir öneri inşa edebilen kişidir daha çok.
Sayfa 131·Kitabı okudu
Alıntı
Dolayısıyla Edebiyat Cumhuriyeti dediğimiz, Entelektüel Enternasyonal dediğimiz, kültürel kamuoyu, sanatsal kamusallık dediğimiz aslında politik cumhuriyeti üzerinde inşa edeceğimiz kamusallığı üretiyor. Hümanizm, akademi o kamuoyu içinde pişmiş insanları üretiyor. Onlar birkaç kuşak sonra hakları olan vatandaşlar haline geliyorlar. Dolayısıyla Edebiyat Cumhuriyeti dediğimiz zemin, aslında modern bireyi, modern cumhuriyeti, haklar, sorumluluklar hepsi içinde olmak üzere içinde oluştuğu toplumsal ortamı sağlıyor.
Sayfa 130·Kitabı okudu
Alıntı
Edebiyat Cumhuriyeti kavramı Modern Politik Cumhuriyet'ten çok daha önce var. Edebiyat Cumhuriyeti'nin yurttaşı olmanın tek bir koşulu var aslında: Okur-yazar olmak. Belki de bu nedenle Edebiyat Cumhuriyeti'nin yurttaş sayısı başlangıçta sınırlı. Ama çok hızlı bir biçimde artıyor, çoğalıyor.
Sayfa 129·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam