ŞEHİR

Hitler ile burada sözü geçen üç filozof Schopenhauer, Nietzsche ve Weininger arasında yalnız düşüncelerinde değil, yaşamlarında da dikkate değer ortaklıklar var. Dördü de tek başlarına yaşamışlardı, öbür cinse karşı güvensizdiler ve bilindiği kadarıyla bir kadınla olgun, dengeli bir ilişki kuramamış, doygun bir aile hayatı yaşamamışlardı. Hepsinde, toplumun dışında kalma duygusuyla kendi önderliklerine çok güçlü bir inanç ve ileri görüşlülük el ele yürüyordu. “Benim için yalnız üç olasılık var: idam sehpası, intihar ve düşünemeyeceğim kadar parlak bir gelecek.” Bunlar, Otto Weininger’in Cinsiyet ve Karakter kitabını yayınladıktan sonra yaptığı açıklamalardı ve Hitler herhalde onu çok iyi anlamıştı. Hepsinde kadın korkusu (daha doğrusu kadınlara yakın olma korkusu) ve bundan kaynaklanan kadından nefret duyguları, daha başka önyargılarla, örneğin çok belirgin bir Yahudi düşmanlığıyla birleşmişti.
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Weininger, hiç duraksamadan kadınların insan olma özünü, yani onların yaşam hakkını tanımadığını vurgulamaktan çekinmiyor ve “Kadınların varlıkları ve özleri yoktur. Onlar varolmuyorlar, onlar bir hiçtirler,” diyordu. Çünkü “Kadın, cinsellikten başka bir şey değildir. Hatta o, sözcüğün tam anlamıyla cinselliğin kendisidir.” “Kadınla aynı yatağı paylaşmak ahlaksızlıktır.” 1903’te Cinsiyet ve Karakter kitabını yazdıktan hemen sonra Otto Weininger intihar etti. O güne kadar kitabın yankısı yok gibiydi ya da kitap sadece eleştiriliyordu. Ama yazarın bu erken ölümü, genç adamı trajik bir havaya büründürdü ve kısa zamanda eseri Viyana’nın aydın çevrelerinde öylesine bir ilgi uyandırdı ki çağımızın cinsellik araştırmacısı Iwan Bloch’un deyimiyle, biseksüel erkekler bile bu erkek kültürünün etkisinde kalarak, bir vebadan kaçarcasına kadınlardan uzak durdular. Weininger’in ünü, Almanya, Fransa ve İngiltere sınırlarını aşarak ABD’ye kadar yayıldı. İngiliz yazar ve yazın eleştirmeni Ford Madox onun kitabını, “erkeklerin yeni İncil’i” olarak tanımladı.
Alıntı
1893’te Yeni Zelanda, kadınların seçme hakkını kabul eden ilk ülke olmuştu.
Alıntı
Nietzsche’nin güç fantezileri, tek başına yaşayan bir insanın patolojik düşünceleridir ve onun kadınlar hakkındaki görüşleri, kadın cinsinden korkan bir erkek izlenimi vermektedir.
Alıntı
Bütün bu öne sürülen nedenlerin sözümona bilimselliği, 1875’te ciddi tıp dergisi British Medical Journal’de, âdet görmekte olan bir kadın elinin değmesiyle bir salam diliminin bozulup bozulmayacağı konusunda yürütülen ve altı ay süren bir tartışmadan kolayca anlaşılabilir.
Alıntı