Ama insan nereye giderse gitsin, bir süre sonra şunu fark ediyordu; özgürlük sandığımız bazı şeyler, bazen yalnızca başka bir kaçış biçimine dönüşüyordu. Çünkü insanın ruhu, ne kadar uzaklara giderse gitsin, sonunda bir yere dokunmak istiyordu. Belki de gerçek özgürlük, hiçbir şeye bağlı olmamakta değil; insanın kendi sesini kaybetmeden kurabildiği bağlarda gizliydi.
Şimdi geriye dönüp baktığımda şunu daha iyi anlıyorum; insan nereye giderse gitsin, bir şeylerin ritmine karışıyordu zaten. Asıl mesele, o ritmin içinde kendi sesini kaybetmeden yürüyebilmekti.