Demek ki ölüm bizatihi hayatın bir ayrılıklar toplamı olduğunu ifşa etmektedir. İnsanlar, birbirlerinden uzun mesafelerle ayrılmış şehirler, kırmızı sınır çizgili memleketler gibi, kendi hudutları dahilinde yaşarlar. Hatta bunlar belki de sonsuz semanın yiyip yutucu boşluğunda birbirlerini öncesiz sonrasız kaybetmiş yıldızlardır da, sönen bir yıldızı diğerleri fark etmez bile. Yıldız söner, yıldız parçalanarak yok olur; biz yaşayanlar bir müddet daha onu gerçekte olmayan ziyasıyla var zannederiz, onun gerçekte olmayan ziyasıyla avunuruz.