• Otuz iyidir. Çünkü sen otuzsun. Bu kadar. Kendinin tadına bakıyorsun. Dünyaya gelmiş ve yürümekte olan birisin. Bir gün gideceksin. Sen bu halin tadına bakıyorsun, bu gövdenin içinde olmayı, böyle bir beyin ve böyle bir kalp taşıyor olmayı elinden geldiğince deniyorsun. Şimdi sen artık abartmıyorsun.
  • RABITA,İz düşüm..ayna nöronlar.

    İlkokul dört civarı ders olarak Türkiye haritası çalışıyorum,fakat bir türlü motive olamıyor,öğretmenin istediği performansı gösteremiyordum,öğretmenim inatla haritayı çalışmamı,sorduğu illeri anında tespitlememi arzu ediyordu.

    (bu arada öğretmenim üst komşumuz idi,annem hemen,hemen her gün öğretmenin evine çıkacağı dakikaları gözetler, öğretmen merdivenden çıkarken temiz olan kapının önünü siler gibi yapar, göz,göze gelirler ve tebessümle Ayşe hanım...hitabıyla beni sorar ve ardına bir sürü fırça yerdim annemden,öğretmenimle bir türlü uyuşamaz,anlattığı konulara yönelemezdim ve hep kendimi suçlar,içime kapanırdım.)

    Harita çalışması içimde ciddi bir yüktü,Okullar hafta sonu tatiline girmiş biraz rahat nefes almıştım, fakat pazartesi benim için büyük gündü,haritayı çalışıp mutlaka hafızama kazımam gerekiyordu,umutsuzca beklerken hafta sonu babamın Kütahya deftardarı olan amcaoğlu ziyarete gelmişti,Ankara'ya resmi iş için uğramış,bir günlüğüne bizde konaklayıp ertesi sabaha yola gidecekti, gel bakalım ufaklık nasılsın der demez;Annem söze girdi ; Adem amcaya Türkiye haritasını bir türlü kafası almıyor,bu çocuğun hali ne olacak,nasıl okuyacak diye sitemde bulundu,Adem amca ayağa kalktı ve bana bakarak sana bu haritayı öğreteceğim inşaallah dedi ve kollarını sıvayıp yanıma oturdu..adamcağız bilgili ve vizyon sahibi bir İnsan,cins bir kafa,analiz ve sentez noktasında çok iyi bir beyin,iyi hatırlıyorum, bu adam tüm motivasyonuyla benimle bir saat kadar ilgilendi,inanın bir saatin sonunda harita kafamın içine yerleşmiş,tüm illeri ve bölgeleri adım gibi nakşetmiştim beynime,annemin,babamın ve öğretmenimin bir haftadır öğretemediği şeyi adam bana bir saat içinde anlattı ve kafamın için yerleştirdi,adam dünyamı aydınlatmıştı ve içimde okumak ve iyi bir seviyeye gelmekle alakalı bir sürü umut ve vizyonlar oluşturduğumu dün gibi hatırlıyorum.

    Adam beni ihya etmiş,umudumu çoğaltmıştı,sahi bu adam bana ne yaptı,bilmem kaç senelik tecrübeli ve ilim sahibi öğretmenimin bana yapamadığını Adem amca çok kısa sürede yapmıştı.

    Bu mesele ayna nöron aktivitesinin tabii bir sonucudur,öncelikle şunu belirtmeliyim,metafizik alemi deneyimlememiş birisi için az sonra söyleyeceklerim çok tuhaf ve abartılı gelebilir,anlatacaklarım aklın kurgusu veya ütopik bir durum değildir, ne söylediğimi bilerek konuşuyorum.

    Türkiye öyle zatlar var'ki bakarsınız tekerlekli sandalyede gidip,geliyor, sanki aciz ve ölümü bekler zannettiğimiz, bu zatları düşünmek bile beyni geliştiriyor, onlar bizim arş olan beynimizde öyle mecraları ateşliyor,öyle manevi operasyonlar yapıyorlar'ki bunu anlatmam,kelimelere dökmem mümkün değil,isim veremiyorum,edepsizlik olmasın,bu zatlar irşat vazifesi ile müşerref olan kamil İnsanlar,bakın sadece telepati ile binlerce insana yayın yapıyorlar ve İnsanların imanlarına destek olabiliyorlar.

    Adem amca ne yaptı ? yoğunlaştı!kapasitesini bende izhar etti,varlığımı ayna nöronları ile aydınlattı,bilgisi samimi ve arzulu idi,ne oldu? bende sinaptik düzeyde açılım yaptı,bu hadiseyi mürşitler uzak mesafelerden yapabiliyorlar, murakabe,zikir, tefekkür ve riyazet ile açılan algıları güçlü beyin sahibi olmalarına yol açıyor,bu durum tabii olarak birleşik alana yayılıyor ve kuantum tünelleme ile müridlerini kontrol edebiliyorlar üst perdeden.

    Adem amca ne yaptı ? beni irşat etti? olgunlaştırdı, peki mürşit ne yapıyor, aynı şeyi,sizlere absürt bir örnek vermek isterim,evin beyi çok çapkın, aşırı derecede uçkuruna düşkün bir adam,bu adamın düşünce formları,etrafa yaydığı enerjisel durumlar evin ergen çocuğuna ayna nöronlar ile sirayet ederek aynı dürtüleri,aynı patolojileri gösterip,evin ergen çocuğunu pornografiye yöneltebilir,bir anda aklı fikri bu durumda takılı kalabilir, neler oluyor? İnsan donmuş enerji kütlesidir,düşüncesiyle ve duygusuyla etrafa bir şeyler saçıyor.

    Veya başka bir örnekleme alt komşunuzun manevi durumu dahi bizde bir şeyleri tetikler,akla gelmeyen şeyleri akla getirir,aynı havayı soluduğumuz,aynı atmosferin içinde bulunduğumuz kişiler dahi birbirlerini taklit ederler,metroda elinizi bağlarsınız,bir bakmışsınız karşıda oturanlardan üç tanesi birden elini sizin gibi bağlamış,farkında olmadan taklit ediyoruz,moda tabiri aynı durumu anlatır.

    Veya beş dakika önce telefon üzerinden görüştüğünüz arkadaşınızın anlattıkları sizin birden modunuzu düşürüp,algınızı,hafızanızı bozabiliyor, ne oldu?arkadaşınızın derdini dinlediniz,onu bir güzel motive ettiniz, gönlünü yatıştırdınız ve nihayetinde sizde kaldı posası,karşı tarafın enerjisel durumu sizdeki pozitif enerjiyi çekerek tamlandı,neticede sizde ondan negatifi alıp dengelendiniz? hadi bakalım! tüm bunlar uzak mesafede psikotronik bir etki gibi sirayet ediyor.

    Markete giriyorsunuz birden eliniz süte gidiyor,halbuki süt almak fikirde yoktu,sanki şuuraltı devreye girdi ve içgüdüsel bir şekilde alıp kasada ödemesini yaptınız,eve gittiğinizde eşiniz poşeti açıp size, bende senden süt almanı isteyecektim diyerek şaşkınlığını dile getirdi? Telepati oldu,gönderici biliç üstünden sizin şuuraltınıza yayın yaptı ve sizden gayri ihtiyari sütü satın aldınız,açık ve net,elle tutulur hadiselere dönüşüyor düşünceler ve istekler,bakın burada eşler telepati yaptı,birbirlerine irtibat kurdular.

    Oğlum top oynarken ronaldoyu düşündüğünde daha çok havaya girdiğini söylüyor,psikologlar depresyon hastalarına mutlu insanları taklit edin,onlar gibi tebessüm edin diyerek alternatif tavsiyelerde bulunuyorlar(?) bende çocukken o dönem Adem amcayı düşünerek onu tavrı ve bakış açısıyla havaya girdiğimi,içimdeki hazineyi keşfettiğimi hatırlarken, peki mürşidi,güçlü beyin sahibi bir zatı düşünmek ve onunla kontak kurmak neden şirk oluyor?

    Psikologlar depresyonda olan İnsanlara mutlu insanları taklit edin diye tavsiyede bulunduğunda neden bu şirk olmuyor? neden saçma gelmiyor? düşünmek gerek değil'mi?

    Kuantum alan,aslında maneviyat alanıdır, bu görünmez alanda oluyor ne oluyorsa!

    Mürşidi taklit, bayağı taklit değildir,moda gibi geçip gitmez,kalbi,samimi taklit eş duyuma,bereketlenmeye vesiledir.

    Eymen Öz'demir
  • 400 syf.
    ·Puan vermedi
    Örnek vakalar üzerinden beyin araştırmaları tarihi, ilginç vakalar ilginç detaylar, nöroloji ders kitabının eğlencelisi, bir hekim olarak keşke öğrenciyken böyle kitapları okuyabilseydim dedirtti
  • 164 syf.
    ·4 günde·Puan vermedi
    Beyin felci geçirmiş olan Christy Brown' un sol ayağı ile hayata tutunma gayretini anlatan otobiyografisi...
    Okurken etkilenip ağladığım eserlerden biridir. Annenin tutumu ise beni tamamen sarsmış ve bir annenin evladına yapabileceği en güzel fedakarlığı yapmıştır...

    Kitabın özetini anlatan alıntım ; O aralık gününü annemin yanımda çömelip oturduğu, pes etmemem için beni teşvik ettiği, bir parça sarı tebeşirle 'A' harfini çizdiğim o aralık gününü hatırladım.
    Nasıl çocuğa sahip oldugumuzun önemi yok bence...

    Bilinçli anne ve baba olabilmek dilegiyle...
    Siddetle tavsiye ederim..
  • Çinli beyin attığı
    Boşa gittiyse nola?
    Çinli bu... sağa atsa
    Ok gider, düşer sola.

    Neylesin, Ulu Tanrı
    Güç vermeyince kola.
    Kavuşsun Kara Kağan
    Kürşad gibi oğula...
  • İnsan
    Fikir
    İman
    Toprak
    Ve gözlerin patladı...
    Ve bir mürekkep
    Dünyanın balkonu yıkıldı...
    Seni tam varlığa...
    Kim...
    Ve
    Ne nasıl çıkardı...
    Vehim...
    Senin elinden işte uçacak içeçek
    Ve beyin sahibi
    Zamanı mekanı bağla
    Ve hiç ölme...ölünce de yokluğun bitişi...
    Ölüm korkusu çekmemeyi
    Milyonlarca insana bir şiir ahengini verme yi
    Şehir uyurken
    Kelebekleri izlemeyi
    Tat ondan
    Sahip ol
    Zamanın makarası kırıldı
    -hayır-
    Bak işte son
    Yani sonradan büyük adamlar
    Zamanın şimşeği
    Bu nizamın bitişi
    Onu nasıl istersen senin...
    Cennet senin
    Cehennem senin istemiyor musun
    O kendinden geçmiş kişi
    İpekten ellerle
    Düğümlemek
    Zamanı
    Ve kıl kadar ince ucunda güneşe kalk demek
    Nefes al
    Ayaklarıa toprağa bas
    Bana aşık ol
    Yoluma seril
    İstemiyor musun
    -Yine kelime-
    Güveler
    Yanacaksın
    Biteceksen
    Tek zerren kalacak
    Onu yakamayacağım
    Evet-mi Hayır-mı

    Ver..Ruhunu bitsin...
    Bırak onu..
    Ne olur...
    Bana sen lazımsın..
    Yalnız o lazım.
    Ötesinde gayesinde...
    Merkezim sensin...
    Seni açlığımın şiddetinde buldum
    Sonsuzluğu istiyorum açım
    Ahengin mızrağın içinde...
    Bana zamanın şeridi lazım...
    Bırak...
    Bırak...

    Yastığım yangın
    Geceler sargın teninin dargın...

    Zaman geçiyor...Akrep sokuyor...
    Yar'alandım...
    Ama tükenmeyeceksin...

    #Gölge İzdüşüm
  • Güya Allah vahiy yolluyor ve bir kitap yazılıyor.
    Tam 1400 yıldır bütün sivri akıllılar bu kitabı tercüme ediyor ve anlatıyor.
    En mükemmel ve en akıllı insanın müslüman olduğunu dile getiriyor.
    Ama ne hikmetse tüm müslüman ülkeler akılsızlıktan, cehaletten, sefalatten, yolsuzluktan, pislikten, ahlaksızlıktan, kaostan geçilmiyor. 57 İslam ülkesi bir bok üretemiyor.
    Yalan, dedikodu ve kaostan başka.
    Bu sivri akıllılarmı Kuran`ı yanlış tercüme ediyor?
    Yoksa müslümanlar aptal ve bu sivri akıllıların söylediklerini bir türlü anlayamıyor?
    Kuran`da her şey var ise bu tercüme eden sivri akıllılar bir araya gelip neden bir buluş yapmıyor?
    Neden buluşları hep gavur ve dinsiz dedikleri kişiler yapıyor?
    Çünkü bu sivri akıllılar paso yalan söylüyor.
    Aptallarda bu sivri akıllılara sonsuz inanıyor ve güveniyor.
    Müslümanlar bu soruları neden sormuyor?
    Çünkü müslüman ne şüphe ediyor, ne soru sormasını biliyor.
    Müslüman düşünmüyor, o sadece söylenen kutsal yalanlara olduğu gibi inanıyor. Müslüman şüphe etse, sorgulasa, soru sorsa zaten müslüman olamaz. Yani müslüman beyni dondurulmuş ve düşünmeyen, hipnoz edilmiş olan kişidir.
    Bakara suresi -147 -O hak, Rabbindendir. Artık şüpheye düşenlerden olma sakin!
    Maide-102. Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu.
    Nedir kafir olmak?
    Şüphe, merak, sorgulamak, okumak, öğrenmek, rasyonel bilgiyi edinmek, realist olmak, düşünmek, akıl yürütmek, imanın, korkunun ve aptallığın panzehiridir.
    Müslüman Kuran`ı neden okumaz?
    şüphe etmeyen beyin sorgulamaz,
    sorgulamayan beyin düşünemez,
    düşünmeyen beyin uyuşur,
    uyuşan beyin okumaz,
    okumayan beyin öğrenmez,
    öğrenmeyen beyin bilemez,
    bilmeyen beyin göremez,
    görmeyen beyin çalışmaz,
    çalışmayan beyin hastadır,
    hasta beyin korkar,
    Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir. (Hucurat Suresi, 12)
    Korku beyni felce ugratir. Ilerleme cesaretten dogar. Korku inanir, cesaret suphe eder. Korku yere duser ve dua eder. Cesaret ayakta durur ve dusunur. Korku kacar, cesaret ilerler. Korku barbarliktir, cesaret uygarlik. Korku tanrilara, seytanlara, ruhlara inanir. Insan bilmedigine inanir, anlamlandiramadigina tapar!!!
    Korku dindir.
    Cesaret bilim!!!
    korkak beyin köleleşir,
    köleleşmiş beyin kandırılır,
    kandırılan beyin insanlıktan uzaklaşır,
    İnsanı nitelikleri edinemez,
    insanlıktan uzaklaşan da vicdan olmaz,
    vicdan olmayan insan canileşir,
    canileşen beyin sevgisizdir,
    sevgisiz bir beyin birey değil kul-koledir,
    İnsanı "insan" yapan bilincidir. Bilinç "sevgi"nin diğer adıdır.
    Bilinçlenemeyen insanlaşamaz.
    İnsanı doğru eyİeme sevk eden korku değil sevgidir.
    Bu ayette bahsettiği insan tipi inanan müslüman olan mıdır? Yoksa inanmayan müslüman olmayan mıdır?
    BAKARA (171) : İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı anlamazlar.
    böyle bir insan artık hayvan altı bir canlıdır.
    Kendisine ve yaşadığı dünyaya ve toplum da herşeye zarar verir.
    Peki, neden sorgulama?
    Çünkü kişi yaşamda var olan olumsuzluklar karşısında acı ve korku duymaktadır.
    Bu korku ve acıyı yenmek için kişi araştırmaya sorgulamaya yönelmekte ve yaşamını böyle sürdürmektedir. Burada en önemli nokta kişi kendisinden çok başkaların acısını ve kaygısını duymakta ve sorgulamaya en çok da bu nedenden dolayı yönelmektedir.
    Sorgulayan birey bir süre sonra bilgilenmeye yönelir.
    Bilgi, beyni çalıştıran bir yakıttır.
    Eğer bilgi ne denli duru ve pak ise motor o denli iyi çalışır.
    Yalan dolu bilgiler motorun çalışmasını engellediği gibi, var olan temiz yakıtı da kirletmektedir.
    Saf ve duru bilgi edinmek isteyen birey bunu kitaplarda aramaktadır.
    En nitelikli kitapları arayıp, en saf ve duru bilgiye ulaşmaya çalışır.
    Yakıt dediğimiz bilgi doğanın/bilimin bütün alanlarını (fizik, kimya, biyoloji, felsefe, sosyoloji, din, tarih vb.) içine alacak biçimde kişi ile buluşuyorsa o an kişi düşünmeye yönelmiştir diyebiliriz. Eğer bu bilimlerden uzaklaşıyorsa ve sadece dine inanarak yaşıyorsa kişi, bilinci oluşmayacak demektir.
    Bilinç, motorun kendisidir. Eğer motor yetersiz ise ne denli bilgi, yani yakıt koyarsanız koyun çalışmasına olanak yoktur.
    şüphe eden beyin sorgular,
    sorgulayan beyin düşünür,
    düşünen beyin çalışır,
    çalışan beyin okur,
    okuyan beyin öğrenir,
    öğrenen beyin bilir,
    bilen beyin görür,
    gören beyin sağlıklıdır,
    sağlıklı beyin korkmaz,
    korkmayan beyin kandırılamaz,
    kandırılamayan beyin insanlaşır,
    insanlaşan kişi özgürleşir,
    özgür insan sever,
    seven insan birey olur,
    herkesle tüm güzellikleri paylaşır.
    Din akılsız insanların aklıdır, kişi inancını aklı yerine koyar, akılsız insana akılsız olduğunu anlattığınızda anlaması için akla ihtiyacı vardır bu akla sahip olmadığından sizi anlayamayacaktır. Tüm Dinler insanlığın tümünü gerizekalılığa sürüklüyor, sorgulamaya izin vermiyor, şüpheye izin vermiyor, insanların zeki olmalarına izin vermiyor, ve bir şeyin yanlış olduğunu hisettiği zaman şüphelenme, sorgulama, hayır deme yeteneği olmayan bir insan, insanlığın aşağısına düşmüştür, insan altı hayvanla insan arasında insanımsı bir canlı haline gelmiştir. Insanların düşünmekten daha çok korktukları hiç bir şey yoktur. Ne afetten, hatta ne de ölümden bile bu kadar çok korkmazlar. Düşünce, yıkıcı ve devrimcidir, tahrip edici ve korkutucudur. Düşünce özgürdür, dünyanın ışığı ve insanın görkemi, pırıltısıdır.