Bir psikolojik süreç yaşarken bir nedene bağlamak çok önemlidir.
Üzülüyorum çünkü eşimden ayrıldım.
Unutamıyorum çünkü daha yeterli bir zaman geçmedi.
Ağlıyorum çünkü sebebim var.
Ataklarım geldi çünkü kodlamaları var.
Korktum çünkü korkudan korkuyorum beni böyle kokladılar.
Beyin bir nedeni bağlanan durumları tehlike olarak algılamaz ve hastalıkla ilişkilendirmez. Böylece savunma sistemini harekete geçirmez, kaygı ve korku artışı ya da var olan kaygıyı ve korkuyu korumaya çalışmaz.
Yaşanılan psikoloji ve süreci mutlaka bir nedeni bağlamaya azami gayret etmemiz gerekiyor. Sadece sonuca olan odaklanmak yanıltır. Ancak bir nedeni bağlandığında olayın rengi ve size olan tesiri değişir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Üç KİŞİLİK ÖRGÜT
Dördüncü sınıfı okutuyordum. Ders yılı sonunda bir gün koridorda beşinci sınıf öğretmenlerinden birine rastladım. Ağlamaklıydı. "Ne oldu, hoca?" diye sordum. "Benim öğrencilerden biri kaza geçirmiş. Hastanede." "Kötü mü durumu?" "Yok. Yakında iyileşecek." "Üzülme öyleyse," dedim. "Üzülme olur mu?" dedi. "Gitti kızın bir yılı. İki gün sonra sınavlar başlıyor; giremeyecek. Bütün dersleri 'Pekiyi'. Sınıfın en çalışkan, en zeki öğrencisiydi. Sınavlara giremeyince de sınıfta kalacak. Yazık. Önümüzdeki yıl sen okutursun artık. Sen beş yıl çalış, o yokluklar, yoksulluklar içinde pırıl pırıl bir öğrenci ol, sonra durup dururken bir kaza geçir, tam diplomanı alacakken gitsin bir yılın! Olacak iş değildi. "Kız diplomasını alacak," dedim. "Sen bana bırak." İki gün sonra benim çocuklardan birini yakaladım, beşinci sınıf yıl sonu sınavlarının yapıldığı odanın kapısına götürdüm. "Bekle burada," dedim.
İçeri girdim. Bizim öğretmen orada. Öğrenciler de. Bir başka öğretmen de, "mümeyyiz" olarak gelmiş. Yanına gittim. "Hoca," dedim, "benim işim yok. Sen git istersen. Yerine bakarım." "Hay sen çok yaşa," dedi hoca. Çekti gitti. Benim öğrenciyi sınıfa aldım. Arka sıralardan birine oturttum. Sınav kağıtları dağıtıldı. Kağıda kaza geçiren kızın adını yazdırdım. Sonra yanıtları. Yaptığım düpedüz sahtekarlıktı. Ama küçük bir kızın yaşamından pisi pisine, göz göre göre bir yıl çalınmasına da yüreğim elvermiyordu. Benim öğrenci bütün sınavlara girdi. Kaza geçiren kız da sınıfı geçti, mezun oldu. Beşinci sınıf öğretmeninden, benden, bir de benim öğrencimden oluşan "üç kişilik örgüt"ün "operasyon"u başarıyla tamamlanmıştı. On gün kadar sonra Müdürün, Hikmet Beyin odasında oturuyordum. Üstü başı perişan bir adam girdi içeri. "Müdür Bey," dedi, "bizim kızın durumu ne
Kodlanma duygulara karşı duyarlılığı arttırdığı için iki kişiye sebep olur:
Birincisi normalde yaşanmayacak yahut yaşanıp geçilecek duyguları davet eder.
İkincisi yaşanan duyguların yaşanma sıklığını ve şiddetini artırır. Böylece besleme ve pekiştirme yoluyla kalıcılık sürecini uzatır.
Bir diğer kodlama olumlu düşünce olumsuz düşünce kodlamasıdır. Bir düşünce neden olumludur diğeri olumsuzdur ki? Her tekrarlanan düşünce takıntı demek midir?
Sevdiğimiz kız zihnimizde günde 100 kez dolaşsa bu takıntı olmaz ama sevmediğimiz bir insan aklımıza 5:10 kez gelince ona takıntı dileriz!
Takıntı klinik tarifi şudur: olumsuz bir düşünce zihnimize istemsizce ve sık sık gelirse o düşünce takıntıdır.
Burada üç kriter vardır ve üçü de bozuktur:
Birincisi düşüncenin olumlusu olumsuz olmaz. Eğer düşünce düşüncedir.
İkincisi istemsizce gelmesi kriteri. Bir düşünce zaten beynine çoğu zaman istemsizce gelir bu kriterle normalde düşünce beyin beynine istendi gelmeliydi. Bak seninki istemsizce geldi. O halde sorun var.
Üçüncüsü sık sık gelmesi kriteri bir düşünce beyine illa sektörün uygun gördüğü sıklıkla gelmek zorunda mıdır? Beyin düşüncenin evidir. Bir düşünce kendi evini ister isteyerek ister istemsizce ister sık sık isterse sevmek gelir.