Herkese merhaba ve iyi bayramlar!
Bu seferki incelemem biraz uzun olacak çünkü bu zamana kadar hiç Orwell incelemesi paylaşmadım ve biraz yorum yapmak, incelemek istiyorum.
George Orwell’in diline Hayvan Çiftliği ve 1984 kitaplarından alışığım. Onun mizahi yerişlerini, otoriteyi eleştirmelerini okumak, taa o zamanlarda kaleme aldığı olayların bugün yaşanıyor olması benim oldukça ilgimi çekiyor.
Boğulmamak İçin kitabında ise Orwell, ilk bölümüyle George isimli, 45 yaşında, sigorta pazarlamacısı olan ve takma dişlerine aşık bir başkarakterle çıkıyor önümüze. Karakterine kendi ismini verdiğini düşünebilirsiniz ama Orwell’in asıl adı Eric Arthur, bunu da ufak bir alt bilgi sayabiliriz unutmamak için. Kitap boyunca George’un ağzından birinci dünya savaşı öncesi, savaş zamanı ve savaş sonrası hayatı okuyoruz. George savaş öncesi ve savaş zamanlarını, yani çocukluğunu ve ergenlik yıllarını anlatıyor ikinci bölümde. Bu kısımın bazı okurlara sıkıcı geldiğini gördüm bazı incelemelerde. Ama aksine ben okurken çok keyif aldım. Orwell’in burada bana göre asıl kastettiği şey başkarakterin savaştan önce ne huzurlu ve eğlenceli, dertsiz, tasasız bir hayata sahip olduğunu ve savaşın herkesin yaşamını, duygularını nasıl değiştirebileceğini bize tek tek göstermek. Örneğin George’un çocukluğunu, yani savaş öncesini anlattığı kısımda bir şekerin fiyatının asla o kadar ucuz kalmadığını, birçok abur cuburun savaştan sonra pahalandığını, hatta piyasadan kalktığını söylüyor. Yorumlamaya kalkıştığımızda böyle cümleler bir çocuğun ağzından bile savaşın etkilerini anlamamızı sağlayabiliyor. Orwell zeki bir yazar, hiçbir şeyi amaçsız yazdığını düşünmüyorum.
Kitabın üçüncü bölümünde ise insanların yaklaşmakta olan ikinci dünya savaşına, Hitler’e, Stalin’e, faşizme çok kayıtsız, hatta bunlar