Adı:
Daralma
Baskı tarihi:
Şubat 2005
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752730892
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Coming up For Air
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Boğulmamak İçin
Daralma
Boğulmamak İçin
Boğuluram
Soluksuz Zaman
"Orwell söz konusu olduğunda biçem, insandır."

George Bowling, kırk beş yaşında, evli ve çocuklu, evi ipotekli, beli giderek kalınlaşan, takma dişleri yenilenmiş ve kasvetli yaşamından kaçmayı umutsuzca arzulayan bir sigortacıdır. 
İkinci Dünya Savaşı patlak vermek üzeredir; yiyecek kuyruklarının, askerlerin, gizli polisin ve zorbalığın gelmekte olduğunu sezen Bowling modern çağdan korkmaktadır. Böylece çocukluğunun dünyasına, huzur ve dinginlikle dolu bir 
pastoral sığınak olarak anımsadığı köye kaçmaya karar verir. 
Ancak sığınak saydığı yerde kendisini nelerin beklediğinden habersizdir.

"Çok şaşırtıcı, üstelik son derece gerçekçi" 'Bin Dokuz Yüz Seksen Dört' bu kitapta cenin halinde. 'Hayvan Çiftliği'de öyle.. Pek az roman, hem iki klasiğin tohumlarını taşıyıp hem de kendi başına bir okuma ziyafeti sunabilir." 
-John Carey, Sunday Times-

"Orwell'ın kara mizahı her zamankinden daha canlı. 
Kaçırılmaması gereken bir kitap." 
-Observer-
256 syf.
·7 günde·7/10
İçerik blogumdan alıntıdır. https://goo.gl/kLJVci
Boğulmamak için; 20. yüzyılın başında yaşanan savaş neticesinde, savaşın insan benliğinde bıraktığı korkuyu, değişen yaşam koşullarını ve insan ilişkilerindeki aksaklıkları, George Bowling’in gözünden anlatan bir kitap. 1984 ve Hayvan Çiftliği'nden esintiler var içinde.
Bir sabah uyandığınızda içinizde geçmişe karşı biz özlem olduğunu düşleyin. O zaman kitap sayfalarında ilerlerken kendinizden bir şeyler bulabilmeniz mümkün.
Geçmiş hep hatırladığımız gibi orada olamayabilir. Gündelik yaşamımıza ait anılarımız yok olur gider. Genelde bizi çok etkileyen ( iyi veya kötü ) şeyleri hatırlarız. İşte bu anılarda boğulmamak için geçmişe yolculuk yapmak güzel bir seçim olabilir. Aslında kitap geçmişe yapılan yolculuk fikrinin iyi mi kötü mü olduğuna odaklı.
Boğulmamak için, yazarın diğer kitaplarına göre daha ağır ilerlese bile, böyle büyük bir ustanın kaleminden çıkmış bir yapıt olduğu için sıkılmadan okudum.
256 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Savaşın ve modernliğin insan hayatını, toplumu, sahip olunan değerleri, doğayı ve daha bir çok şeyi nasıl değiştirebildiğine dair bir kesit..

Küçük bir İngiltere kasabasında doğmuş ve 1. Dünya Savaşı başlayana kadar 21 yıl burada yaşamış bir taşralı gencin, savaşla birlikte değişen hayatı anlatılıyor. Savaşın anlamsızlığını göstermesinden başka aslında savaş sonrası sefilliğin, tükenmişliğin getirdiği yıkımı da gözler önüne seriyor.

Karakterimiz George Bowling 1. Dünya Savaşı nedeniyle yaşadığı taşra kasabasından orduya alınır. Savaşın sonrasında ise tekrar kasabaya dönmeyi düşünmeyip iş aramaya koyulur. Zorluklarla geçen bir kaç yılın ardından, orduda tanıştığı bir komutanın sayesinde sigortacılık işine başlar. Aradan 15 yıl geçer. Artık evli, 2 çocuğu, külüstür bir arabası ve taksitlerini ödeyememekten endişe duyduğu bir evi ve anlamsız bir hayatı vardır.

2. Dünya Savaşı kapıdadır. İlk savaşı bildiği için savaştan değil asıl savaş sonrası yaşanan sıkıntılardan endişe duyarak sokakları arşınlarken gördüğü sokak afişindeki bir isim onu bir anda savaş öncesi yaşadığı kasabaya ve orada biriktirdiği anılarına götürür. Balık tutmanın verdiği heyecanı, huzuru düşler bir süre. Bu satırlar okuyucuya bile huzur verir aslında. Çocukluğunun ilk gençliğinin geçtiği kasabayı anlatırken hem kendisini hem de bizleri geçmişe doğru yapılan bir yolculuğa çıkartır.

Derdini anlatamayacağı, karısına yalanlar uydurarak ve işinden de izin alarak söz konusu kasabaya doğru yola koyulur. Amacı savaştan, kargaşadan, modern dünyadan kaçarak dinginliğe huzura sığınmaktır. Ancak 20 yıl önce bıraktığı sakin ve küçük kasabanın artık kendi yaşadığı merkezden ve aslında dünyanın bir çok yerinden farkının kalmadığını görür. Her yer evle dolmuş, yeni insanlar yeni fabrikalar ve bir çok yeni şey kasabayı istila etmiştir. Artık aradığını hiç bir zaman bulamayacağını anlamıştır..

Gündelik hayat kargaşasının içinde aslında hayattan neler kaçırdığını fark edemeyen günümüz modern insanının, anlamsızlığa ve anlamsız olana verdiği gereksiz önemin, kitabın yazıldığı 1930'lardan itibaren çok da bir şey kaybetmediği aşikar. İyi okumalar dilerim..
256 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
“Boğulmamak İçin”kitabına başlamak benim için zor oldu.Ama daha ilk paragraftan insanı içine çekmeyi başaran, şaşırtıcı derecede gerçekçi gelen, akıcı bir eserle karşı karşıya kaldım. Anlatıcımız, kırk beşine gelmiş, takma dişlerine alışmaya çalışan, şişman, evli ve çocuklu, fatura dertleriyle boğuşan,modern hayatın köşeye yığdığı milyonlarca insandan yalnızca biri. Gördüğü küçük bir kelimeyle birlikte geçmişe dönen George Bowling, çocukluğunu, gençlik dönemini, tutkularını, savaş yıllarını hatırlıyor. Aslında savaşın getirdiği fiziksel, maddi zararlara neredeyse hiç değinmiyor. Çünkü George’a göre, savaş hakkında asıl kötü olan şey,nasıl öldüğünüz değil, nasıl ölmediğinizdir.
254 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
George Orwell...
1984 ve Hayvan Çiftliği gibi hayatımdan geçen en güzel 2 kitabın yazarı...
Güzel bir kitaplık oluşturmak için demiştim ki bir gün bütün Orwell kitapları kitaplığımda olacak. Tabi o iki kitabın ardından Boğulmamak İçin de kitaplığıma eklendi :)
Bunun için bana bu kitabı da hediye eden "Cömert" https://1000kitap.com/yogumiyeci 'e Çok teşekkür ederim :)))
Neyse hadi incelememize geçelim...
Kitabımıza en uygun müzik: https://www.youtube.com/watch?v=YJ__ja4QpMM
İncelemeyi okurken dinleyebilirsiniz :)
Eski günleri yad etmek nasıl bir histir acaba? Ya da öyle bir anda bir kokunun sizi alıp eskilere götürmesi...
Hani bazen bir insan gelir bir şey söyler size, o sözü size daha önce çok mu çok sevdiğiniz bir insan söylemiştir. O kişiyle yaşadıklarınızı hatırlar ve geçmişi özlersiniz. Geri de gelmez geçmiş, adı üstünde geçmiştir...
Ya da bi yerlerden geçerken bi yemek kokusu alırsınız, öyle burnunuzun damarları patlayana dek içinize çekersiniz. Sonra anneniz gelir aklınıza, ve size yaptığı o enfes mi enfes yemekler...
İşte geçmişe özlem duymak, Bi kadına özlem duymak, bi anneye özlem duymak. Bi dostu kaybetmiş olmak ve o eski güzel günlerinizi hatırlayıp bi "Ah!" çekmek...
İşte bu kitap bunun üzerine yazılmış.
Geçmişten her zaman nefret etmişimdir. Nedeni yukarıdaki yazdıklarımdır. Yani öyle size ait bir anı var ve özlüyorsunuz. Lanet olsun ki özlüyorsunuz ama elden gelecek bir şey yok. Geçmişte kalmış lan çünkü!!
İşte bu yüzden nefret ederim geçmişten ve bu yüzden de bu kitap benim için ağır bi' kitap oldu.
45 yaşlarına gelmiş, takma dişleri ve kocaman göbeği olan bi' arkadaşımız, bir anda geçmişini hatırlamaya başlıyor. O eski ve güzel yılları geliyor aklına.
Devamında da tabi savaş yılları var ama o hala savaştan önceki güzel mi güzel çocukluk yıllarını özlüyor. Balık tuttuğu o günleri...
Sonra da diyorki acaba 1 haftalığına kaçıp geri mi gitsem çocukluğuma...
Burasını anlatmayağım ama görecekleri çok belii...
Evet kitabımız güzeldi ama birkaç eksik ya da farklılık vardı. Sayayım:
1- Kitabımız olağan George Orwell üslubundan çıkarak bi çeşit Otomatik Portakal yahut Çavdar Tarlasındaki Çocuklar gibi olmuş. Buraya kadar sıkıntı yok ama 45 yaşındaki bir adamın bi' ergen gibi konuşması tuhafıma gitti.
2- Hayvan Çiftliği ve 1984 gibi kitaplarını okuduysanız bu kitapta da benzer tadları alacaksınızdır.
3- Kitaba başlarken Boğulmamak İçin okuyorum dedim ama aslında kitabı okurken boğuldum...
Neyse benim diyeceklerim bu kadar. İyiki de kitaplığımda duruyor bu kitap :)
Herkese iyi okumalar dilerim :)
256 syf.
·15 günde·9/10
George adındaki bir adamın küçüklükten kalma balık tutma arzusu gelecek zamanlarda ki hayatına yansıyor. Evli olan George eşine devamlı yalan söyleyen ama söylemediği zamanlarda da bu durumdan ötürü kendisini eşine inandıramıyor ve yaşadığı mutsuz evliliğinden dolayı eski yaşadığı şehre çocukluğuna gidiyor. Gittiğinde hiçbir şeyin yerli yerinde olmadığını ve her şeyin bambaşka olduğunu fark ediyor. Okuduğunuz da ‘ ZAVALLI GEORGE ‘ diyorsunuz. Eşine yine yalan söyleyerek gittiğinden döndüğünde de eşi onu istediği gibi karşılamıyor ve yalanlar içinde boğulup duruyor.

Yazar her zamanki gibi sıradanlıkla başlamış olsa da kitaba sonunu gerçekten nasıl bitirmesi gerektiğini biliyor.
256 syf.
1984'ü buz dağı olarak kabul edersek, boğulmamak için o buz dağının görünmeyen kısmıdır diyebilirim rahatlıkla. satır aralarında 1984'ü okudum resmen. ruhsal çözümlemeler, karakter betimlemeleri öyle iyi ki, bu bile kitabı özel kılabilir. hayvan çiftliği de geliyorum diye bağırıyor resmen kitapta...

george bowling karakteri üzerinden, şehir adı altında kafese kapatılmış insanların psikososyal duygu durum hallerini öyle iyi irdeliyor ki, george bowling'in tekrar dönmek için hayalini kurduğu kasabası ve çocukken balık tutmayı heves edip tutamadığı o göle gidişini, yaşadığı hayal kırıklığını ve savaş sırasında kendi ülkesinin bombasının kasabayı ve bununla birlikte george bowling'in bütün anılarını yok edişini ve yarattığı yıkımı muazzam şekilde anlatıyor.

kasabasına dönmek için can atan george bowling, onu ayakta tutan, yaşama hevesi ve umut barındıran tek anısı olan ve sürekli hafızasında yaşayarak o anları ciğerlerine temiz oksijen çeken ve aslında kendisine yolculuk yapmak için sabırsızlanan bowling'in bütün benliği bombalanıyor.

ve yıkık bowling haykırıyor; ''Gelecekmiş! gelecek sizin, benim gibi beceriksizleri ne yapsın? işimize sahip olmak... bizim için gelecek sadece bu."

Orwell, işçi sınıfı hayatını çok iyi anlatıyor. kesinlikle bu kitaptır Orwell'ın kariyerindeki kilometre taşı.
256 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Birçok kişinin Hayvan Çiftliği ya da 1984’ten bildiği yazar George Orwell’in düşüncelerini, düşünme şeklini ve bunu yansıtma biçimini zaten seviyordum. Bu kitap onlardan daha farklı, daha “tatlı” geldi bana. Savaşın hiç güzel bir şey olmadığını, maddi manevi ne gibi yıkıntılara neden olduğunu ve de zamanın geçip giderken bir şeyleri de beraberinde götürdüğünü daha iyi kavratan bir kitap olmuş. Özellikle çocukluğunuzun geçtiği yere yıllar sonra gidip herkesin ve her şeyin ne kadar değişmiş olduğunu görenleriniz varsa kitabı daha iyi hissedeceksiniz. Değişik, ince bir sızı oluyor. Zamanın bizi sarıp sıkması normal koşuşturmacada pek hissedilmese de dönüp geçmişi düşününce hatta bizzat görünce tırnak batması gibi bir sızı işte hissedilen. Zamanın tırnakları. İz bırakarak. Velhasıl güzel kitaptı.
256 syf.
Adamımız George Bowling, kırk, kırk beş yaşlarında, evli, iki çocuk babası ve ortalama, sade bir hayat süren ve bundan da hiç mi hiç memnun olmayan bir İngilizdir. Çocukluk ve gençlik yıllarında çok zor bir hayat sürmüş olmasına, hatta dünya savaşını bile görmesine rağmen geçmişe ve doğup büyüdüğü kasabaya büyük bir özlem duymaktadır. Bir gün herkesten habersiz bir şekilde doğduğu yere gider ve özlemini duyduğu hayatın ve kasabanın yerinde yeller estiğini görür. Özlemi boşa çıkar.

Bu George Orwell’dan okuduğum üçüncü kitap. Ancak bu kitaba tam üç kere yeniden başladım ve ilk ikisinde henüz ellinci sayfaya bile ulaşamadan bıraktım. Bunda hikayenin, kitabın başlarındaki bana durağan gelen anlatımından çok şahsımla ilgili bir konsantrasyon eksikliğinin etkili olduğunu söylemeliyim. Fakat okumayı çok istediğim bir kitaptı ve sonuçta üçüncü seferde kitabı bitirmeyi başardım.

Kitapta George Bowling’in hikayesini kendi ağzından okuyorsunuz. Bu da sizi okurken kafanızın içinde onunla ister istemez bir diyaloğa sokuyor. Eğer ona düşüncelerimi aktarabilme şansım olsaydı şunu söylemek isterdim: Sevgili George savaşlar hala devam ediyor. O zamandan bu zamana dünyanın çeşitli yerinde çıkan savaşlarda milyonlarca insan hayatını kaybetti, sürgün edildi, aç ve evsiz kaldı, bir o kadar çocuk öksüz ve yetim bırakıldı. İnsanlık olarak dramımız devam ediyor yani. Bunun yanı sıra şu an içinde bulunduğumuz durumu da göz önüne alırsak, tüm dünya olarak eve tıkılıp kalmamız da bir bakıma savaş sayılır. Çoğumuz çok değil iki ay önce sahip olduğumuz işlerden şikayet edip instagramdan ofiste sıkılmış insan fotoları, arabanın içinden bangır bangır müzik eşliğinde sıkışık trafik videoları falan paylaşmaktayken, şu an belki zorunu olarak ayrıldığımız ücretsiz izinde akıbetimizin ne olacağını düşünmekteyiz. Ayrıca işsiz kalanlar da var. Her milletten çok sayıda insan kayıpları oldu. Mesela ben kronik rahatsızlıklarım nedeniyle tam altı haftadır evden çıkmadım ve sağlık çalışanı olan kızımı bu sürede iki kez uzaktan gördüm. Biz kadınların da göz ardı edilebilecek hoşnutsuzlukları var belki evet, ama siz erkekler de sırf erkek olduğunuz için size doğuştan sunulan nimetleri hoyratça kullanıyorsunuz. Mesela şans eseri on yedi pound kazandığını Hilda’dan saklamasaydın veya onu nerede harcadığın gibi şeyleri ona söyleseydin, evliliğin bu kadar sıkıcı ve çekilmez olmayabilirdi. Şikayetlerini çok da önemli bulmadığımı belirtmek isterim. Anlayacağın şimdiki durum daha vahim. Ama işte insanoğlu her zaman memnuniyetsizdir. Eskiye özlem duyar, sahip olmadığı hayatlara özenir, başkalarını suçlar, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anladığında da hayal kırıklığına uğrar.

Fakat tabii ki George Orwell çok büyük bir yazar. Kitapta yer yer hüzünlü, yer yer de komik, farklı bir dil var. Özellikle sonlara doğru kitabı elinizden hiç bırakamıyorsunuz. Son yüz sayfayı hiç uyumadan gece yarısına kadar soluksuz okudum. George Orwell’in hikayenin kahramanı George Bowling’in kendi ağzından aktardığı hayat hikayesi, o zamanın şartları, olaylarından yola çıkarak günümüz yaşantısına bir mukayese ve insanın doğası gereği içinde bulunduğu daimi memnuniyetsizliğe, eleştirel bir bakış açısı ortaya koyuyor.

Okumayı düşünenlere kesinlikle tavsiye ettiğim bir eser. Şimdiden iyi okumalar diliyorum.
256 syf.
·9 günde·9/10
Her şeyin değiştiği bir dünyada insan aynı kalabilir mi?
Aynı hissedebilir mi?
Ya da değişime direnebilir mi?
Savaşın ve modern hayatın yanıbaşımıza getirdiği tüm çarpıklıklar ve bu kaosun içinde insanın neler hissedebileceğinin bir yansımasına tanıklık ediyoruz kitapta.
Sırf ruhsuz ve duygusuz şu toplumdan, en yakınımızdaki insanların huzursuz edici endişelerinden biraz olsun uzaklaşıp nefes alabilmek ve sıkıştığımız hayatlarımızda bir an olsun yüzeye çıkabilmek, boğulmamak için en mutlu olduğumuz, huzurlu hissettiğimiz, geçmişten kalan sığınaklarımıza koşarız çoğu zaman; fakat bazen onlar bile teslim olmuştur modern ve anlamsız çağın akışına...
İşte böyle bir anda her şeyi bırakıp, ne kadar çabalasakta, çırpınsakta yüzeye çıkamayacağımızı idrak ederiz. En korkunç bilinç anlarından biri olsa gerek. Artık geçmiş bile açmaz olur huzurlu kollarını bize. Bir parça nefes almak bile mümkün değildir. Kabul eder ve daralan çemberin içinde bize verilenlerle “yaşamaya” devam ederiz.
İşte böyle bir adamın hikayesi anlatılıyor kitapta.
George Orwell’in her kitabını keyifle okuyorum. Boğulmamak İçin de oldukça akıcı ve çarpıcıydı. Yalnızca sonu belki daha farklı bitebilirdi diye düşündüm. Mutlu olsun demiyorum ama bu eylemsizlik, kabulleniş biraz üzdü beni. Gerçi George Orwell’in sonları da hep bizi anlatmıyor mu zaten...
Keyifli okumalar dilerim.
Adam ölmüş.

Etraftaki bir çok insanın belki de ölmüş olduğu kafama dank etti.
Bir insanın kalbi durunca öldüğünü söyleriz.

Belki insan asıl beyni durunca ölüyor, yeni bir düşünceyi idrak etme gücünü yitirince.
George Orwell
Sayfa 176 - Can Yayınları 11.Basım
Ağaçları insanlara tercih etmemeli miyim? Bence ağacına ve insanına göre değişir. Ama burunlarından gelmesini dilemek dışında elimden bir şey gelmiyor.
George Orwell
Sayfa 236 - Can 14. Basım 2019

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Daralma
Baskı tarihi:
Şubat 2005
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752730892
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Coming up For Air
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Boğulmamak İçin
Daralma
Boğulmamak İçin
Boğuluram
Soluksuz Zaman
"Orwell söz konusu olduğunda biçem, insandır."

George Bowling, kırk beş yaşında, evli ve çocuklu, evi ipotekli, beli giderek kalınlaşan, takma dişleri yenilenmiş ve kasvetli yaşamından kaçmayı umutsuzca arzulayan bir sigortacıdır. 
İkinci Dünya Savaşı patlak vermek üzeredir; yiyecek kuyruklarının, askerlerin, gizli polisin ve zorbalığın gelmekte olduğunu sezen Bowling modern çağdan korkmaktadır. Böylece çocukluğunun dünyasına, huzur ve dinginlikle dolu bir 
pastoral sığınak olarak anımsadığı köye kaçmaya karar verir. 
Ancak sığınak saydığı yerde kendisini nelerin beklediğinden habersizdir.

"Çok şaşırtıcı, üstelik son derece gerçekçi" 'Bin Dokuz Yüz Seksen Dört' bu kitapta cenin halinde. 'Hayvan Çiftliği'de öyle.. Pek az roman, hem iki klasiğin tohumlarını taşıyıp hem de kendi başına bir okuma ziyafeti sunabilir." 
-John Carey, Sunday Times-

"Orwell'ın kara mizahı her zamankinden daha canlı. 
Kaçırılmaması gereken bir kitap." 
-Observer-

Kitabı okuyanlar 2.710 okur

  • Altay atalay
  • Fırat Çakkalkurt
  • Selma kaya
  • Selim kılın
  • okuyankoalaa
  • Elif Çekirdekçi
  • Sena Kocaoğlu
  • Kadir Fırat
  • Ahmet Fethan Baykoç
  • saibe	taser

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5
14-17 Yaş
%5
18-24 Yaş
%40
25-34 Yaş
%45
35-44 Yaş
%5
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%45.9
Erkek
%54.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.4 (4)
9
%0.7 (6)
8
%1 (9)
7
%0.3 (3)
6
%0.2 (2)
5
%0.2 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları