OKUNMUŞ KÜTÜPHANE, Çile'yi inceledi.
22 saat önce · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 8/10 puan

Üstad Necip Fazıl'ın şiir kitabı Çile'yi ikinci defa okudum. Şiilerini zaman zaman okuduğumda hep zevk aldığım bir şair Necip Fazıl. Neredeyse bütün şiirleri ruhuma dokunmuştur ve halen de dokunmaktadır Üstad'ın.
http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
Kitap şiirleri konularına göre ayırmış. Ölüm, kadın, Allah, insan, korku ve tabiat gibi. Bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Şahsen ben aşk şiirlerini daha çok severim. Ama bu kitapta çok fazla aşk şiiri yok. Hatta neredeyse yok. Ama buna rağmen diğer şiirleri de severek okudum.
Bence bir şair hece ölçüsü ile yazmayı tercih ettiğinde duygularını aktarması biraz zor olur. Sonuçta duygularını bir kalıp ile aktarması ona göre de kelimelerini bulması gerekir. Serbest şiirler duygu yoğunluğu daha fazla olan şiirlerdir bence. Ancak Üstad'da bu yok. Şiirlerin yanılmıyorsam hepsi hece ölçüsü ile yazılmış ve buna rağmen mısraların ruha dokunması yani duygu yoğunluğu eksik kalmamış. Necip Fazıl'a neden Üstad deniyor şimdi daha iyi anlıyorum. Belirtmeden geçemeyeceğim Necip Fazıl bir şair olmasının yanında bir fikir adamı aynı zamanda.
Bazı şairlerin günümüzdeki en büyük sorunu anlaşılamamaktır bana göre. Necip Fazıl'da kapalı ve dil bakımından yoğun bir anlatım yok. Yani anlaşılması kolay ve bu çok güzel bir şey. Bu arada kitapta şiirlerin yanı sıra çok miktarda beyit ve Üstad'ın şiirleri ilgili yazıları mevcut. Bu yazılar kitabın son bölümünde verilmiş.
Ara sıra şiirlerini zevkle okuduğum ve kitabı ile de bu zevki taçlandırdığım bir şair Necip Fazıl. Çile de mutlaka okunması gereken bir kitap. İyi okumalar.
http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com

Sahi ölüm neden mide bulandırır?
İlk etapta yarasız ve kansız bir ölünün uyuyan birinden pek farkı yoktur, yine de tiksindirir düşüncesi.
O kaskatı, henüz taze sayılan ceset bayağı mide bulandırıcıdır.
Bu insan beyninin bir oyunu mudur?
Olmayan kokular duyulur. Ne yapılacaksa artık yapılmaz olur.
Gariptir ölüm, paklayıcıdır!
Unutturur her şeyi insan hep kendi ölümünü düşünür. Hatırlatıcıdır!
Sessizleştirir ölüm, susturur, susatır, korkutur...
Bir gün bir ölümün akşam yemeğimizi bölme ihtimali yüksektir. Böler ve yenmemiş yemekler geri kaldırılır.
Akşam telaşesine, ölüm kalabalığı karışır...

Genç kadın hiç ölümü düşünmediği bir günde akşam yemeğinin ölümle bitmesiyle sarsılır...
Bilmediği bir nedenden hissettiği tek şey bulantıdır.
Kimsenin tek lokma yiyecek hali kalmamıştır, sanki çiğnenecek her lokma o ölünün etindendir...
Hem kalabalık, hem yalnız nasıl olunur anlar...
Susar, susar, ve susar bazı insanlar öyledir herkes ağladığında ağlayamazlar. Genç kadın onlardandı, hiç bir şey hissetmiyor sadece ölünün soğuk bedenini düşünüyordu.
Her şeyi düşünmüştü bir bir nasıl yıkanacaktı, nasıl kefenlenecekti, nasıl gömülecekdi...
Kaç kişinin gassal arkadaşı vardır?
Genç kadının vardı. Tüm bu evreleri biliyordu, dinlemişti arkadaşından.
Arkadaşı büyük bir zevkle anlatmıştı yıllar önce, unuttum sanıyordu hatırlayınca şaşırmıştı. Meğer hatırlaması için bir ölüm gerekliymiş.
Ölüm gereklidir elbet tüm faydası düşünülünce. Olmadığını düşünülse yaşamanın ne manası kalır diye düşündü genç kadın, hem ölümün yeri, zamanı, yaşı yoktu gizemliydi, herkes için başkaydı...
Ne olacaktı şimdi? Elleri kucağında kavuşmuş, gamsız bir baykuş ne yapacaktı şimdi?
Hala susuyordu ta ki işgüzar bir komşu kadın onu sürüklercesine kaldırıp, yüzünü yıkamaya zorlayıncaya değin.
Yıkadı elini yüzünü, suyun verdiği ferahlık yine aynı şeyi düşündürdü...ölüm tekrarlayıcıdır!
Sabah olacak mıydı? Güneş doğsa bile sabah olacak mıydı? Ölülerle beslenmiş kapkara bir toprak örtmüştü pencereleri dışarda gün diye bir şey varsa onun için yoktu...
Ot ölüleri, çiçek kanları ve insan ruhları onu sarmalamıştı. Öyle ki onca ağırlığın altında ezildikçe, eziliyor başını zorla kaldırıp arada etine, koluna, bacağına bakıyordu bunca ağırlık morartıp, kanatmış mı diye?
En son bunu düşünürken uyuya kalmıştı..

Uyandığında ölüm yoktu, esvap yoktu, eşya yoktu... Bir beyit kalmıştı Süleyman efendi den geriye kahve ocağında el yazızısı ile...

"Ölüm Allah'ın emri şu ayrılık olmasaydı!"

Haziran Senfonisi, bir alıntı ekledi.
19 May 12:38

-sevgileri azaldığı zaman kalpler cam gibi olur: kırıkları onarılmaz hâle gelir.
Klasik Arap edebiyatından bin bir beyit

Bin Bir Beyit, Ali Benli (büyüyenay yayınları)Bin Bir Beyit, Ali Benli (büyüyenay yayınları)

Ben aşıklığı senin kemalinden öğrendim.
Beyit ve gazel söylemeyi cemalinden öğrendim.
Gönül perdesinde hayalin raks etmede; Ben en güzel raksı senin hayalinden öğrendim...!

Mevlana

Cengiz, M., bir alıntı ekledi.
 13 May 01:03

Kitâbe-yi Seng-i Mezar III
“Tüfeğini depoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matarasında dudaklarının izi;
Öyle bir rüzgâr ki,
Kendi gitti,
İsmi bile kalmadı yadigâr.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yazısıyla :
'Ölüm Allah'ın emri,
'Ayrılık olmasaydı.”

Orhan Veli Kanık, Semih GümüşOrhan Veli Kanık, Semih Gümüş
Dilara İnak, bir alıntı ekledi.
09 May 18:33 · Kitabı okudu · Puan vermedi

7.
"Kalpler kalıpların ardında saklıdır."

18 Beyit Dinle, M. Fatih Çıtlak (Sayfa 93 - Sufi kitap)18 Beyit Dinle, M. Fatih Çıtlak (Sayfa 93 - Sufi kitap)
Leylaa, Gün Olur Asra Bedel'i inceledi.
09 May 17:38 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Harika, harika, harika bir kitap...

Konusuyla, olay örgüsüyle, yazarın anlatımıyla, verdiği bilgilerlerle, mesajlarla, anlatılan efsane ve masallarıyla harika bir kitap.

Olaylar ölen dostunun vasiyeti üzerine onu Ana-Beyit mezarlığına gömmek için yola çıkan Yedigey'in o güne değin yaşadıkları, savaşa katılması, dönüşü, ıssız Boranlı' ya gelişi, burada acısıyla tatlısıyla geçirdiği günleri anımsamasıyla başlar. Tabi bu yaşananlar efsanelere, tarihi olaylara bağlanılarak anlatılıyor. Naymar efsanesinde insanların mankurtlaştırılırak tutsaklaştırılması anlatılmakta. Ayrıca Dünya' dan daha gelişmiş bir gezegenin keşfinin yer anlatıldığı bu gezegenin sakinlerinin insanlarla iletişime girişinin anlatıldığı bilim- kurgu tadında bir bölüme de yer verilmiş.

Kitabı okurken Sarı-Özek bozkırının soğuk kışını da yazın bunaltıcı sıcağını da hissediyor, Boranlı sakinlerinin arasında yaşıyor hissine kapılıyorsunuz. Kesinlikle muhteşem, harika, kendi kendini okutan bir kitap..

Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
09 May 14:41 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Akif’in dostlarından Mithat Cemal, yazarlığı kadar şairliği ile de tanınır. Bir gün Mehmet Akif, Mithat Cemal’le birlikte onun evinin önüne gelmişler. Akif, M. Cemal’e evini göstererek:
- İşte senin en güzel beytin, demiş.

(Beyit, Arapça’da hem ev, hem de iki dizelik şiir anlamına geliyor.)

Tarihten Günümüze Espri ve Fıkralarıyla Ünlüler, İsmail ÖzcanTarihten Günümüze Espri ve Fıkralarıyla Ünlüler, İsmail Özcan