"Bir oyun oynayalım mı, çocuklar gibi beraber?..." Şebnem Ferah'a selam olsun. Aslında bu paylaşımı şimdi yapmamam lazım çünkü hadislere gelene kadar anlamlı hayat ülküsü çerçevesinde Kuran'ın mealini özümsemek, ona ihtiyaç duymak ve hayatla bütünleştirerek onun bir parçası haline getirmek gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla dinden önce bir şeyleri sorgulayan, kendisini ve dünyayı keşfeden, iyi, nezaketli, kibar ve olgun bir insan olma problemini çözmek gerekiyor. Bu, dinden bağımsız olarak toplumun kendisinin de uygarlaşması için bir şart.
Kim olduğumuzu, neyi neden yaptığımızı iyi bilmeli ve bunu farkında olmalıyız. Dine muhtaç, acziyetinin farkında, yüreği yanık bir ruhun Kuran'ı çok daha hakkıyla yaşayacağını düşünüyorum. Yani hadislerden önce çözülmesi gereken bir dolu problem var, aksi takdirde baraj sürekli su kaçağı verir. Bir binanın 3. katını döşemeden önce temeli atmanız lazım.
Velev ki bu temeli atmış olalım. Kimin neye inandığı beni ilgilendirmiyor. İsterse peçeteye tapsın, eğer toplum huzurunu bozmuyorsa benim için sorun yok (eş seçerken durum farklı tabii, neyse devam edelim). Uydurma hadisleri ve mezhepleri din zannedenlere ben en fazla cahil derim ama kâfir demem çünkü hâşâ ben Allah değilim, en günahkâr insanlardan biri bile cennete girebilir, hüküm ancak Allah'ındır.
Özel hayatımda hadisleri pek bilmediğim ve bilinçli olarak da merak etmediğim için hadisleri reddetmek veya kabul etmek bana pek fark etmiyor; ben basit bir insanım, kafama göre takılıyorum, Kuran'a aykırı bir şey yapmadığım sürece de benim için okeydir. Kuran haricinde hemen hemen hiçbir şeye de %100 doğru gözüyle en azından şu an için bakmıyorum, buna bilim de dahil. Bugün ateistlere (agnostik de diyecektim de o da ateist, meşhur video aklıma geldi) duyulan saygı sadece Kuran'ı