Hayatta, geriye dünyanın ve insanların faydalanacağı bir şey bırakmaktan öte ne var ki?
Fakat işte bütün bunlar yaratıcı insana çare olmuyor; bunu düşünüyorsun, değil mi? Biliyorum, yalnızlığı düşünüyorsun. Atmosferin yerküreyi sarması gibi bütün yaratıcı insanları saran o derin, yoğun yalnızlığı. Yaratacak bir şeyi olan, yalnızdır. Fakat yalnızlık ille de acı çekmek anlamına gelecek diye bir şey yok. İnsanların yakınlığı ve sosyal çevre bana gerçek yalnızlıktan daha fazla acı verdi. İnsan bir süre yalnızlığı ceza gibi algılıyor, yetişkinler yan odada sohbet edip eğlenirken karanlık odada tek başına bırakılan bir çocuk gibi. Fakat günün birinde sen de yetişkin oluyorsun ve yalnızlığı, hakiki, bilinçli tek başınalığın bir ceza, yaralı, hastalıklı bir kendini çekme, bir münzevilik değil, tek onurlu durum olduğunu fark ediyorsun. İşte o zaman artık yalnızlığa katlanmak o kadar da zor olmuyor. Daha temiz havada yaşamak gibi bir şey.