Romalı şair Tibillus , "Issız yerlerde kendi kendine bir alem ol , "diye boşuna dememiştir. Kendi başınıza düşünmeniz , bir şey yaratmanız lazım. Bu şekilde yaşayınca sağlam olursunuz. Bir insanın kendi sınırlarını görebilmesi , ihtiyaçlarını anlaması açısından bu tek başınalık hali mühimdir.
Zamanın getirdikleri elbette bizim için bir imkan ama bir o kadar da imtihan.
Zaman bize ne getirirse getirsin bizim için hiçbir zaman yaratıcı mahiyetine kavuşmamalıdır.
İmtihanımızı imkana ya da imkanlarımızı imtihana dönüştürmek esasında bizim tercihlerimizle ilintili. Bu sebeple yaratıcının var olduğuna inandığımız bir dünyada irademizi , inisiyatiflerimizi ve hayatı anlamlandırmaya ilişkin tercihlerimizi başka mekanizmaların belirlemesi söz konusu olmamalıdır. Zira bir yaratıcıya inanmak onun dışında mutlak bir otorite tanımamak ve onun dışındaki biçimlendiricilere başkaldırmakla mümkün.
Kolayca birbirini tekfir eden çok daha önemli meseleler üzerinde birlikte hareket etmek yerine ayrıntı meselelerde birbirlerini dışlayan gruplaşmaların en büyük zararı yine Müslümanlaradır.
Aklı ip gibi gördüğümüzde bu ister deveyi bağlamak için kullandığımız ip olsun isterse gemiyi iskeledeki babalara bağlamak için kullanılan büyük halatlar , eğer ipin ucunu bir yere bağlamadıysak , ip de ya deveyle ya da dalgaların içindeki gemiyle birlikte gider ve bize bir faydası olmaz. Öyleyse ipin ucunu sağlam bir kulpa (el-urvetu'l-vuska) , ki bu Kitap veya vahiydir , bağlamak lazım ki , rüzgarlar , fırtınalar bizi alıp götürmesin , ya da devenin daha iyi bir ot gördüğünde alıp başını gitmesi gibi , hazlarımızın zevklerimizin arkasına takılıp , durmamız gereken yerden ayrılmayalım.