Tak tak tak... Kapı çaldı ve hiçbir iş yapmayıp yıllardır dört duvar arasında hayal kırıklıkları arasında pinekleyen ben, kapının açılmaması konusunda ortaya konulabilecek en iyi bahaneyle, olduğum yer ile gitmem gereken mesafe arasındaki uçurumu hesaba katarak kapıyı açmamaya karar verdim. Kapı çaldı ve aşınmış çorabımdan dünyaya el sallayan ayak baş parmağım kapıyı açmamam konusunda benimle ortak yol izliyor. Kapı çaldı ve henüz hayatım boyunca takım elbise giymemiş olan ben, takım elbisesiz bu kapıyı açarak henüz görmediğim sevgilime hakaret etmemem gerektiği fikrine sahip oluyorum. -Yıllar önce kapımın bir kere çalması karşısında takım elbise kolonya ve çikolatam hazır kapıyı açarken karşıma hayatımın cezasını çıkaran trafik polisiyle karşılaşmıştım. Cezam, yeşil ışığa kırmızı ışık muamelesi yaparak harekete geçmeyip, durmammış. O an "BENİM HAYATIM YEŞİL IŞIKLARI KIRMIZI IŞIK SANMAKLA GEÇTİ HAKİM BEYYYY" demek istedim, izin vermediler.- Kapı çaldı ve hayallerime rağmen gelenin sevgili olamayacağı fikrini beynime nakşettirerek harcanılan enerji-alınan enerji hesabıyla kendi beklentimi düşük tutarak sakinleşmeye çalışıyorum.
Kapı çalınmamaya başladı ve fakat adım seslerinde olması gereken azalma henüz peyda olmuş değil. Kapının arkasındaki ses, kafasını tokmakla kapı kilidi arasında bir yere dayayarak içerideki hareketlerimi ölçüyor. Nefesimi tutmuş, içimi çekmiş, kulaklarımı bir köpek edasıyla dikleştirerek karşı tarafın benim varlığımı duyumsayıp duyumsamadığını bu karmaşada çözmeye çalışıyorum.
Burada değilizzzzz!!!
Ağzımdan bedenimin hangi tarafının komutuyla geldiğini anlayamadığım bu sesi söyleyerek kendimi konumsal olarak ifşaladım galiba.
Burada değilizzzz!!!
İlk bağırışıma karşı olduğumu söylememe rağmen herhangi bir tepki vermeyen sevilene karşı daha güçlü