Hayır! Seni görmediğim zaman hasta oldum. Göğsüm ortadan ikiye yırtıldı sanki. Derdimi kimseye anlatamadım çünkü içimdeki boşluğu nasıl tarif edeceğimi bilmiyordum. Sadece senin yanındayken o boşluk doluyor.
Tek kusuru kendi ışığına kör olması. İsmi kadar harika şeylere uzanabilecekken hep bir tereddüt. Acaba becerebilir miyim? Ya iyi olmazsa!
Herkes ne der?
Ancak insanlar o kadar ayrı kafada ki. Hisler ve fikirler birbirine o kadar zıt ki. Aradaki uçurumun kapanmasına imkân yok gibi görünüyor. Herkes gücü ele geçirip kendine benzemeyenleri imha etmek istiyor.
Bugünlerde İstanbul tıpkı böyle. Hiç kimse müstakil bir dünyada yaşamıyor. Aksine, zıt hayatlar birbirine dolanmış, bazen de üst üste binmiş. İnsanlar yarı saydam. İstanbul hep hayaletlerle doluydu: Sultanların, seyyahların, yeniçerilerin, haremdeki kadınların hayaletleriyle... fakat şimdi bunlara bir de nefes alıp veren hayaletler eklendi. Şehir her zamankinden daha kalabalık.