Beyza

9/10
·80 syf.··
2023 8. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2023 04:43
Beni Öp Sonra Doğur Beni, Cemal Süreya'nın 1973 yılında yayımlanan Elif Sorgun'a ithaf ettiği şiir kitabıdır. Otuz şiirden oluşan bu kitapta şiirler dört bölümde toplanmıştır: Bir Kentin Dışardan Görünüşü, Sevda Sözleri, Ortadoğu ve Üçbin Yaprak Yüzbin İpekböceği. Kitaptaki birçok şiir Cemal Süreya'nın dergisi Papirüs'te daha önceden yayımlanmıştır ve şairin 1965-1971 yılları arasında kaleme aldığı şiirlerdir. İkinci Yeni akımının ustalarından olan şair bu kitapta da her okunduğunda tadı damakta kalan her seferinde başka anlamlara kapı aralayan eşsiz dizeler bırakmıştır bizlere. Benim şiir anlayışımda ve zevkimde Cemal Süreya'nın sarsılmaz bir yeri var. En sevdiğim şiir kitabı "Üvercinka" -ki kendisi Süreya'nın ilk şiir kitabı- kadar olmasa da burada da zihnime kazınan, bana edebi zevk nedir deneyimleten şiirler oldu. Lise yıllarında edebiyat derslerinde Cemal Süraya hakkında öğrendiklerimi edebiyat hocama borçluyum. Cemal Süreya'nın karakterini anlamımız açısından birçok dizesini bize ustalıkla seçip göstermişti, bu kitapta o dizeleri görmek bana liseye dönmek gibi hissettirdi. "Sözgelimi okul kitaplarına girmez şiirim Bütün çocuklar anlar da" dizelerini ilk kez lise sıralarında okumuştum. Hala kulağımda çınlar. Önce Cemal Süreya'ya sonra edebiyat hocama teşekkürü borç bilirim. Şiirle kalın, iyi okumalar.
Şiir
Beni Öp Sonra Doğur BeniCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 20191,974 okunma
Reklam
9/10
·316 syf.··
2023 7. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2023 01:54
Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde tarafından yazılan ilk ve tek romandır. Kitap ilk olarak 1890 yılında Oscar Wilde tarafından yayımlanmak üzere Lippincott's Monthly dergisine teslim edilmiştir fakat içeriği nedeniyle o dönemin şartlarında basılmaya uygun olmaması yüzünden sansüre uğramıştır ve bizzat Wilde tarafından kitapta istenilen değişiklikler yapılmıştır. İlk olarak Lippincott's Monthly dergisinde sansürlü hali basılmış ve ardından 1981 yılında ise Ward, Lock&Co. tarafından kitap halinde basılmıştır, yine sansürlü olarak. Bunun ardından hemen eleştiriler gelmeye başlamıştır, Scott Observer'da yayımlanan eleştiride "Oscar Wilde yine yazılmaması daha iyi olacak şeyler yazıyor..." denilmiştir. Bence kitabın özünü çok iyi yansıtan bir eleştiri, yazılmaması gereken şeyler var ve birilerinin bunları yazması gerek. İşte tam da bu yüzden Oscar Wilde bir öncü ve iyi ki yazmış. Kitap uzun yıllar sansürlü haliyle kalmış ve diğer dillere de bu halinden çevrilmiştir, fakat son yıllarda sansürsüz baskının yayımlanmasıyla Wilde'ın okumamızı istediği ilk versiyonu okuma imkanına sahibiz. Ben yıllar önce Can Yayınlarından daha sonra öğrendiğim üzere sansürlü versiyonundan olan çevirisini okumuştum, şimdi ise Everest Yayınları tarafından sansürsüz metin esas alınarak yapılan çeviriyi okudum. Gerek açıklamaları gerekse sansürsüz olması sebebiyle bu baskıyı herkese tavsiye ederim. Evet, ikinci kez okudum bu kitabı, çünkü lise yıllarımda okuduğumda beni çok etkilemişti ve bir kez daha şimdi olduğum noktadan bakmak istedim. Genel olarak kitap üç ana karakterin çevresinde dönüyor. Dorian Gray, Lord Henry ve Basil Hallward. Hatta Oscar Wilde karakterleriyle ilgili şöyle söylemiştir: "Ben kendimin Basil Hallward olduğumu sanıyorum, herkes Lord Henry'yi ben sanıyor, Dorian benim
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Everest Yayınları · 202099bin okunma
9/10
·198 syf.··
2023 6. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2023 03:51
"İnsanların davranışları karşısında aklı karışan, korkuya kapılan, hatta hasta olan ilk kişinin sen olmadığını anlayacaksın o zaman. Bu konuda hiç de yalnız değilsin." diyor Bay Antolini, Holden Caulfield'a. Evet, Holden Caulfield, kitabımızın anlatıcısı, 16 yaşında çocukluk ve yetişkinliğin arasında kendi arafında olan anlatıcımız. Bay Antolini ona verdiği bu nutukla aslında Holden'a yardım etmeye çalışıyor, ama Holden ergenliğinden olsa gerek buna pek kulak asmıyor. "Çavdar Tarlasında Çocuklar" ya da ülkemizde yayımlanan ilk ismiyle "Gönülçelen" -ki bence çok daha güzel bir isim- 1951'de Amerikan yazar J. D. Salinger tarafından yazılan bir roman. Döneminde bir hayli eleştiri toplayan bu roman hala okuyucuları ikiye ayırıyor. Hiç sevemeyenler ve benim de içinde olduğum grup: bayılanlar. Dönemin Amerika'sında, toplumun ikiyüzlülüğünü, gerçeklerin yerini alan yalanları ve daha birçok yetişkin dünyası unsurunu görmeye başlayan ve bu yükün altında ezilen bir ergenin ağzından okuyoruz. Onun dünyayı görüşünü, bu yükle nasıl mücadele ettiğini görüyoruz. Onun geçirdiği bir kaç güne ortak olup onunla New York'ta dolanıp duruyoruz. Holden çocukluğunda travma yaratan bir duruma da maruz kalmış bir çocuk, fazla göze sokmadan bu travma ve Holden'da yarattığı izler çok ustaca işlenmiş bana göre. Kitabın yazım dili ve kullanılan kelimeler eleştirilerin odak noktalarında biri, döneminde Amerikan toplumunu kötü yansıttığı söylenerek eleştirilmiş ama yine bana göre isyan bayraklarını çeken ve toplumu görüp hem toplumdan kaçan hem de orada kendine bir yer edinmeye çalışan bir çocuğun ağzından olabilecek en akıcı anlatım seçilmiş. Uzun lafın kısası, hepimiz bir zamanlar ergendik, hepimizi toplum öyle ya da böyle rahatsız etti, benim size tavsiyem Holden ile tanışmanız ve o
Edebiyat
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,1bin okunma
10/10
·288 syf.··
2023 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2023 12:52
"Herkes ne zaman ölür elbet gülünün solduğu akşam." Turgut Uyar Turgut Uyar Gülünün solduğu akşam, işte biz o akşama gidiyoruz kitapla. Güller solarken bizim de içimiz soluyor. Mendillere kan sesleri doluyor. "Ahmet abi, güzelim bir mendil niye kanar Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar Mendilimde kan sesleri." Edip Cansever Edip Cansever Bir kitap ne kadar çarpıcı olabilirse o kadar çarpıcı ama aynı zamanda ne kadar naif olabilirse o kadar naif. Anlatılamaz olarak nitelendirdiğim kitaplardan, ancak okuyup bir parça hissedilebilir belki. Erdal Öz'de öyle istiyor, diyor ki: "Anı-belge karışımı bu anlatıyı bir roman gibi de okuyabilirsiniz; yeter ki sizde bırakacağı hüzün kalıcı, onarıcı olsun. Sanırım hüzün, gerçek acıların izdüşümüdür." 68 kuşağı olarak bilenen kuşağın ülkemizde ileri gelenleri; bir kısmı çatışmalarda bir kısmı idamlarda aramızdan ayrılan devrimci gençler ve onların kitabı işte. Hepimiz biliriz, duymuşuzdur onları ama bir kez de onların ağzından dinlemeye şans vermeliyiz hepimiz. Erdal Öz, Mamak Askeri Cezaevi'nde onların bir kısmıyla karşılaşıyor onları dinliyor gözlemliyor ve kaleme alıyor bu eserini. Ne desem az kalır ben susayım onlar konuşsun. İyi okumalar,
Edebiyat
Gülünün Solduğu AkşamErdal Öz · Can Yayınları · 20217,6bin okunma
7/10
·79 syf.··
2023 4. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2023 05:44
Kelebeğin Kötü Büyüsü, Federico Garcia Lorca'nın ilk tiyatro eseri. 1919 yılında yazılmış ve 1920 yılında ilk defa sahnelenmiş. Ünlü oyun yazarı Lorca'nın da bu alana giriş yaptığı eser olması bakımından önemli bir yere sahip. İspanyalı Lorca oyun yazarı, şair, ressam, piyanist ve besteci; yani önemli bir sanatçı. İspanya İç Savaşında, nispeten erken bir yaşta 38 yaşında milliyetçiler tarafından öldürülüyor, ama yine de arkasında çok önemli eserler bırakıyor. Kelebeğin Kötü Büyüsü, iki perde ve bir prologlu bir oyun. Sahnelenmek için çok uygun bir oyun, sanatçı kişiliğinden izlerle oyunu okurken gözünüzde hemen canlandırabiliyorsunuz sahneyi. Bu kısa oyunu, Lorca'yı tanımak ve onun gençliğinden izler görmek için okuyabilirsiniz, bu oyun onun ileride yazdığı unutulmaz oyunların ayak seslerini taşıyor. İyi okumalar,
Edebiyat
Kelebeğin Kötü BüyüsüFederico Garcia Lorca · İmge Kitapevi · 201681 okunma
Reklam