"İnsanların davranışları karşısında aklı karışan, korkuya kapılan, hatta hasta olan ilk kişinin sen olmadığını anlayacaksın o zaman. Bu konuda hiç de yalnız değilsin." diyor Bay Antolini, Holden Caulfield'a.
Evet, Holden Caulfield, kitabımızın anlatıcısı, 16 yaşında çocukluk ve yetişkinliğin arasında kendi arafında olan anlatıcımız.
Bay Antolini ona verdiği bu nutukla aslında Holden'a yardım etmeye çalışıyor, ama Holden ergenliğinden olsa gerek buna pek kulak asmıyor.
"Çavdar Tarlasında Çocuklar" ya da ülkemizde yayımlanan ilk ismiyle "Gönülçelen" -ki bence çok daha güzel bir isim- 1951'de Amerikan yazar J. D. Salinger tarafından yazılan bir roman. Döneminde bir hayli eleştiri toplayan bu roman hala okuyucuları ikiye ayırıyor. Hiç sevemeyenler ve benim de içinde olduğum grup: bayılanlar.
Dönemin Amerika'sında, toplumun ikiyüzlülüğünü, gerçeklerin yerini alan yalanları ve daha birçok yetişkin dünyası unsurunu görmeye başlayan ve bu yükün altında ezilen bir ergenin ağzından okuyoruz. Onun dünyayı görüşünü, bu yükle nasıl mücadele ettiğini görüyoruz. Onun geçirdiği bir kaç güne ortak olup onunla New York'ta dolanıp duruyoruz.
Holden çocukluğunda travma yaratan bir duruma da maruz kalmış bir çocuk, fazla göze sokmadan bu travma ve Holden'da yarattığı izler çok ustaca işlenmiş bana göre.
Kitabın yazım dili ve kullanılan kelimeler eleştirilerin odak noktalarında biri, döneminde Amerikan toplumunu kötü yansıttığı söylenerek eleştirilmiş ama yine bana göre isyan bayraklarını çeken ve toplumu görüp hem toplumdan kaçan hem de orada kendine bir yer edinmeye çalışan bir çocuğun ağzından olabilecek en akıcı anlatım seçilmiş.
Uzun lafın kısası, hepimiz bir zamanlar ergendik, hepimizi toplum öyle ya da böyle rahatsız etti, benim size tavsiyem Holden ile tanışmanız ve o