Neden bir insanın kıskançlığının kendi çocuklarına hiç yönelmediği varsayılıyor? Anne-babanın, çocuğunun kendisininkinden daha büyük olan özgürlüğünü, içinden geldiği gibi davranabilmesini, kendisinden daha az sorumluluğa sahip olmasını, daha çok boş vakti olmasını, daha az derdi tasası olmasını kıskanması gibi son derece gerçek bir faktör nasıl oldu da psikanalizde hep göz ardı edildi?
Alice Miller Suskunluk Duvarını Yıkın'da "Alıştırıldığımız edep ve terbiye, zorunluluklarımız bizim bu insanların [anne-babalarımızın] gerçek yüzünü açığa vurmamızı engellemektedir" diyor.
Alice Miller "Kesinlikle çocuğun tarafında olan bir yazarla nadiren karşılaşırız", diyor ve insanın kendisini geçmişten kurtarmasının ve anne-babasıyla iyi bir ilişki sürdürmesinin tek yolunun onları affetmek olduğunu söyleyen görüşün son derece tehlikeli çelişkiler içerdiğine değiniyor.
Kafka, en büyük anne-baba sevgisinin bile çok bencil bir sevgi olduğunu, bunun aksinin imkânsız olduğunu iddia ediyordu. Anne-babaların çocuklarına nesnel bakamayışının, çocuklarına duygusal yatırım yapıyor oluşlarının, onları gerçek anlamda ayrı bireyler olarak kabul edebilmelerini ne kadar zorlaştırdığını anlatıyordu.