Yeni tanıştığımız kişilerden güzel olanlara, pek güzel olmayanlardan daha kolay kapılırız. Elbette güzelliğin ne olduğu kişiden kişiye, devirden devre ve kültürden kültüre değişir.
Söz konusu yabancı ya da nesne, zihnimizde o iyi ya da kötü duyguyla bağlantılanır. Bu bağlantıya koşullanma denir. Koşullanma bir kez gerçekleştikten sonra, aynı kişi ya da nesne bizde aynı duyguyu uyandırmaya devam eder.
Bazıları neden kendileriyle ilgilenmeyen kişilere kapılırlar? Onları cezbeden, işin güçlüğü müdür? Av sürmenin heyecanı mı? Kimileri için sahip olamamanın sahip olmaktan daha tahrik edici olduğu bir gerçek.
Terfi etmenin taze heyecanıyla yeni biriyle tanışan bir kadın, ona aşık olmaya sıradan bir gündekinden daha yatkındır. Aynı şekilde, korkunç bir kaybın yasını tutan bir adamın aşık olma olasılığı daha güçlüdür. Her iki durum da aşkın iki bileşeniyle ilgilidir. Uyarı ve bir etiket.
Sürekli fiziksel yakınlığın yakın bağlar kurmada, akranlık, ortak dil, medeni hal, etnik köken, öğretim düzeyi, örgüt üyeliği ve hobilerden daha etkili olduğu bulunmuştur.