Birden, hızla eğildi, yere kapanarak kızın ayaklarını öpmeye başladı. Sonya bir deliden kaçar gibi, korkuyla ondan uzaklaştı, geri çekildi. Gerçekten de delirmiş gibi bakıyordu Raskolnikov.
-Ne yapıyorsunuz? -diye mırıldandı. Sonya, yüzü bembeyazdı, yüreği sıkışıyordu.-Ne yapıyorsunuz böyle? Benim gibi birinin önünde!..
Raskolnikov hemen kalktı, pencereye doğru yürüdü, yabanıl bir sesle:
-Ben senin önünde değil, insanlığın çektiği acıların önünde eğildim, -dedi.
...yalan her zaman bağışlanabilir; tatlı bir şeydir çünkü yalan, insanı önünde sonunda gerçeğe götürür. Burada insanın ağrına giden şey, onların yalan söylemeleri değil, söyledikleri yalana kendilerinin de inanmaları...
Ben onun yalnızca kendine göre iyi bir adam olduğunu söyledim. Hiçbir eksikliği bulunmasın diye bakacak olursak, dünyada kaç tane iyi insan kalır dersin?