Bir Hadis-i Şerife göre: Cenabı Hak eğer dua eden kimseyi severse, iradesini infaz etmekle görevli olan Cebrail'e, onun sesini işitmeyi sevdiğinden istediğini geciktirmesini, eğer sevmiyorsa, sesini duymaktan hoşlanmadığından dolayı isteğinin hemen verilmesini emreder. Şu halde “Allah bir müminin, bir de münafığın duasını kabul eder.” sözü ne kadar anlamlıdır.
Baştan tecelli edilmiş bir kaderimiz var. Amellerimize göre cennet ya da cehennem yurduna varacağız. Peki kaderde amellerimiz de önceden belli ise, hayatı yaşamanın sırrı nedir?
Hazreti Lokman bir merkebe binmişti. Oğlu yanında yürüyerek gidiyorlardı. Çarşıya vardıklarında halk onları görünce:
"Bu masum çocuğu nasıl kıyıp da yürütüyorsun? Hiç olmazsa arkana oturtsaydın!" deyip Lokman Hazretlerini şefkatsizlikle suçlayıp ayıpladılar.
Bunun üzerine o da çocuğu hayvanın arkasına bindirdi. Bu sefer:
"Bir merkebe iki adam az gelir, birisi de hayvanın önüne binseydi daha tuhaf olurdu..."diye alay ettiler.
Hazreti Lokman da merkepten inip eşeği önden çekerek yürümeye başladı. Bazıları bunu görüp:
"İhtiyar Adam yürürken çocuğun eşeğe binmesi ne saygısızlık!"diyerek kabahat buldular.
Bunun üzerine artık çocuk da merkepten indi, babası ile birlikte eşeğin arkasında yürümek zorunda kaldı. Boşboğazlar buna da kusur bulup dediler ki:
"Allah Allah, şunlara bakın! Birisi ihtiyar, biri küçük çocuk... Önlerinde merkepleri yüksüz olduğu halde yine binmemişler."
Cenab-ı Lokman bu sefer oğluna dönüp:
"Böyle çeşitli tabiatlarda ve düşüncede olan insanların hoşnut olmaları hiçbir zaman mümkün olmaz. Onun için hal ve harekatının daima Hak rızasına uygun olmasını gözet. Dedikoduya, halkın övmelerine, yermelerine aldırış etme!"diye nasihat etti.