Ebu Muhammed Bin Abdullah yağmurlu bir günde gitmekteyken bir köpeğe rastladı. Onun geçmesi için duvara dayanarak yol verdi ve epeyce bekledi. Köpek kendisine doğru yaklaşmaya başlayınca, durduğu yerden ayrılıp yolun çamurlu olan karşı tarafına geçerek düzgün taraftan yol verdi. Yanına gelince üzerinin çamurlaşmış olduğunu gördüm. Elbisesinin kirlenmiş olmasından dolayı üzüldüm. Neden böyle yapıp kendisini çamurların içine attığını sordum. Şöyle cevap verdi:
“Bu köpeği yolun çamurlu tarafında bırakıp temiz düzgün yolu kendime ayırdığımda hemen büyük bir günah işlediğim aklıma geldi. Köpek Cenabı Hakk'a karşı mükellef olmadığı için günahsızdı. Benden fazla saygı gösterilmeye layıktı. Yolun iyi tarafını ona bırakmaya mecbur oldum. Eğer beni aff ve mağfiret etmezse benden daha hayırlı olan bir mahlûka önce nefsimi tercih ettiğinden ötürü Allah'ın gazabından korkuyorum.”
Yanlış insandan doğru kelam çıkabilir. Söyleyen kişinin yanlış olması, kelamının da yanlış olduğunu kabul etmeyi gerektirmez. Kibirden arınmış insan, hikmete sahip olur.
Herkesin mutlaka övgüyü hak eden bir yanı vardır. Övgü aslında bir anlayış biçimidir. Derinlerde hepimiz olağanüstüyüz ve hiç kimse bir diğerinden üstün değil.
Bence olağanüstü olan şey tamamen bedenimiz. Yaratılış biçimimiz. Onun dışında herkes yarım, herkes eksiktir benim nazarımda. Ve herkesin övgüyü hak ettiğini de düşünmüyorum. Sâfi kötülük olan insanlar varken hele.
Herkesin mutlaka övgüyü hak eden bir yanı vardır. Övgü aslında bir anlayış biçimidir. Derinlerde hepimiz olağanüstüyüz ve hiç kimse bir diğerinden üstün değil.
Bence olağanüstü olan şey tamamen bedenimiz. Yaratılış biçimimiz. Onun dışında herkes yarım, herkes eksiktir benim nazarımda. Ve herkesin övgüyü hak ettiğini de düşünmüyorum. Sâfi kötülük olan insanlar varken hele.
Yeni yeni kendimi iyileştirmişken, sil baştan güvensizlik içine düşmek istemiyorum. Ama insanoğlunun hep 'çiğ süt emmişi' bana denk geldiğinden, içimdeki yaralar hiç kabuk tutmuyor.