Frankl, kendi hayatında derin bir deneyim yaşamış ve bu deneyimlerden yola çıkarak anlam yoluyla terapi olarak bilinen 'logoterapi'yi geliştirmiş. Logoterapi, insanın neden yaşadığını keşfetme sürecini içerir, bu da yaşamda anlam bulmaya yardımcı olur.
Hayatımızda hepimiz bir an olsun anlam arayışı içine girmiş, Ne için yaşıyorum?, Neden intihar etmiyorum? gibi soruları kendimize sormuşuzdur. Frankl, bu sorulara üç farklı seçenek geliştirmiştir. İlki, insanın kendisini bir işe adaması, bir amaca veya hedefe sahip olmasıdır. Bu hayata tutunmayı sağlar. İkincisi, 'fedakarca' sevmektir.
Kendini, işini veya birini. " Kişi, hizmet edeceği bir davaya ya da seveceği insana kendini adayarak ne kadar çok kendini unutursa, o kadar çok insan olur, ve kendini de o kadar çok gerçekleştiri. Sonuncusu ise acıları cesurca kabul etmek ve onlarla başa çıkmaktır. Frankl'a göre, acılarla yüzleşmek ve onları anlamlaştırmak, insanın içsel gücünü ortaya çıkarır. Frankl, Nietzsche'nin de ifade ettiği gibi, yaşamında bir nedeni olan herkesin, her türlü zorluğun üstesinden gelebileceğine inanır. Ona göre acı, anlamla buluştuğunda acı olmaktan çıkar. Psikanalizde, insanın hayatta kalma motivasyonunu haz dürtüsü olarak açıklanır. Bireysel psikolojide ise insanın en güçlü motivasyon kaynağının irade olduğu söylenir. Frankl, logoterapi kuramıyla bu iki yaklaşımı da birleştirir ve her ikisini de kapsayan bir model sunar.
Frankl'a göre mutluluk şu anla ilgili ancak anlam gelecekle bağlantılıdır. Yaşamın anlamını bulmak, insanın şu anki yaşamına değer katmasını ve geleceğe umutla bakmasını sağlar. Ama esas odaklanma gereken nokta Frankl'ın ifade ettiği gibi "Yaşamdan ne beklediğimiz önemli değil, asıl önemli olan yaşamın bizden ne beklediğini öğrenmek".