Yaşam sonlu olduğu veya hayatın daha yüce bir amacı ya da derinlere yerleştirilmiş bir tasarımı olmadığı için umutsuzluk içinde yaşamak su katılmadık nankörlüktü.
Dünyaya bakış açımızın sağlam temelleri, derinliği veya sığlığı çocuk yıllarında oluşur. Bu görüş daha sonra özenle düzeltilir ve mükemmel hale getirilir ama özde değişmeden kalır.
Anne sevgisinden yoksun büyüyen çocuklar; kendilerini sevmek, diğerlerinin onları seveceğine inanmak veya başkalarını sevmek için gerekli olan temel güven duygusunu geliştiremezler. Yetişkin hayatlarında yabancılaşırlar, içlerine kapanırlar ve başkalarıyla genellikle düşmanca ilişkiler kurarlar.
İleriyi önceden görebilseydik çocukların ölüme değil hayata mahkûm olan ama henüz cezalarını ne anlama geldiğini bilmeyecek kadar bilinçsiz, masum mahkûmlar olduğunu görebilirdik.