"Diğer devlet başkanlarında gördüğümüz şaşaa ve merasimin hiçbiri Mustafa Kemal Paşa'da yoktu.
Çok az insan beni bu kadar etkilemiştir. İnsanların, uğrunda ölmek isteyeceği tipte bir adam.
Her yönüyle tam bir centilmen.
Nazik, kültürlü ve şık giyimliydi.
Profesyonel asker ve samimi demokrat, anında karar alan eylem adamı, organizatör, pratik ve idealist.
Mustafa Kemal Paşa'yı nitelendiren bu özellikler elbette nadiren bir araya gelir. Batı ona diktatör gözüyle baktı. Bu adamla karşılaşmak ve onu Ankara'daki gündelik hayatın içinde görmek, diktatör iddiasının ne kadar büyük saçmalık olduğunu fark etmek için yeterlidir.
Meclis'in yasalarına bağlı.
ABD Başkanı'nın veto hakkına bile sahip değil.
Bütün gücünü demokratik temeller için kullanıyor.
Nasıl diktatör?
Ankara sokaklarında yalnız şekilde yürüyebiliyor.
Halkın arasında, rastlaştığıyla konuşuyor, şakalaşıyor.
Sakin bir özgüvene sahip.
Gücünün farkında ama kibirli değil.
Onunla görüştükten sonra yurttaşlarının ona neden bu kadar inandığını, sözlerinin neden bu kadar itibar gördüğünü anladım.
Türkiye'ye Türklere karşı önyargıyla gelmiştim.
Türklerin dostu ve hayranı olarak terk ediyorum. "
Kadın-erkek eşitliği üzerine görüşlerini ilk kez Karlsbad günlüğünde kaleme aldı...
"Kadın konusunda cesur olalım, vesveseyi bırakalım, açılsınlar, onların dimağları gerçek bilgi ve sanat ile bezensin, iffeti, bilimi, sağlıklı biçimde izah edelim, şeref ve haysiyet sahibi olmalarına birinci derecede ehemmiyet verelim." diyordu.
"Ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık, tevekkül. Öleni görüyor, üç dakikaya öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılmak yok.
Emin olmalısınız ki, Çanakkale işte bu yüksek ruhtur."
Hayat, Mustafa Kemal için matematikti.
"Bilim matematiktir" diyordu.
"Evren matematik diliyle yazılmıştır, evrenin harfleri üçgenler, daireler, geometrik biçimlerdir" diyordu.