Severlerinden özür dilerim fakat ben bu kitabın bu kadar kötü olabileceğini düşünmemiştim. Çok fazla kitlesi olduğu için büyük hayal kırıklığına uğradım. İnanılmaz problematik inanılmaz toxic karakterleri romantize ediyor ve o kadar katlanamadım ki yarım bıraktım. Yanlış anlaşılmasın eleştiri babında söylüyorum çünkü kimin ne okuduğu bizi ilgilendirmez sadece bana hiç hitap etmiyor. Sevgilerle.
Maça Kızı 8Dilara Pamuk · Artemis Yayınları · 20232,897 okunma
selamlar!! bugün size ölüme fısıldayan adam serisinin ikinci kitabı olan kibrit çöpü mezarlığı kitap incelemesi ile geldim. isterseniz lafı uzatmadan hemen başlayalım.
Not: SPOILERLI olabilir!
*
*
*
Öncelikle kitap Yosun'un Özgür'ün ölümünden sonra Bay K'nin evinde kendini havuza atması ile başlıyor. Yosun Özgür'ün ölümünü kabullenmiyor, öldüyse bile cesedini bulmak istiyor. Daha sonraki bölümlerde Bay K'nin Yosun'a "Özgür ölmedi, öldüyse de cesetini bulacağım" sözüyle kitap başlamış oluyor. Türlü türlü ortamlar, aksiyonlar ve geçmişe dönük gerilimlerin sonunda Özgür gerçekten ortaya çıkıyor ve Yosun'u 2 yıldır kaldığı ve kendince "el yapımı cehennem" olarak belirttiği, düşmanlarına iki yıldır türlü türlü akıl oyunları ile işkence ettiği o binaya götürüyor. Binada Yosun, Özgür'le kavga ediyor ve bir yangın başlatıyor. Tam kaçarlarken etraflarının orada Özgür tarafından esir alınmış Hale'nin ihbarı üzerine gelen polisler tarafından sarıldığını görüyorlar. Kitap burada bitiyor.
*
*
*
Açıkçası kitap çok fazla akıcıydı ve okumayı bırakamadım. Serinin bu kitabında Anıl favori karakterim oldu, resmen yanlışlıkla aşık oldum.
3. kitabı bekleyemeden Wattpad'de devam edeceğim (fakat duyduğuma göre orada da sadece 5-6. bölüme kadar varmış.) Bu inceleme de buraya kadardı. Buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim. Okyanuslu ve balıklı (en çok da Anıl'lı) günler dilerim!
helloooo bayadır kitap incelemesi yapmıyordum (mimoza beni reading slump'a soktu ) O yüzden uzun zamandır okumak istediğim ölüme fısıldayan adam'la devam etmek istedim.
Öncelikle kitap ana karakterimiz Yosun'un kendini öldürmek üzereyken mafyaların peşinden kovaladığı Özgür'ün onun kapısını çalıp içeride saklanmak istemesi ile başlıyor. Bunun devamında gelişen olayları, Yosun'un iyileşme çabalarını, Özgür'ün nasıl bu hale geldiğini ve birbirlerine nasıl bağlandıklarını okuyoruz. Oldukça akıcı ve sürükleyiciydi. Sonunda olan olayı bir spoilerdan öğrenmiştim ama okuyunca bilmeme rağmen yine bir fena oldum :') Bence herkesin okuması gerek. 9/10 veriyorum çünkü Özgür'ün bazı haraketleri (yazım yılın 2015 olduğunu düşünürsek normal) bana cringe geldi. O halde kibrit çöpü mezarlığı incelemesinde görüşmek üzere! Sizi favori bölümüm olan 23. bölüm Yosun Tutmuş Kelebek'den bir alıntı ile baş başa bırakıyorum.
"Özür dilerim balık... Ama sanırım okyanus, onu affetmeyeceğini bilse de seni yaşatmak istiyor."
canhıraş gibi çok güzeldi... ayrıca o nasıl bir sondu imdat kere imdat bayılacağım şuraya doğru. ağlamaktan mahvoldum eğer hüngür şakırt ağlamak isterseniz öneriyorum.
Daha önce wattyden okumuştum. Olan olaylardan sonra almaya gönlüm yoktu ama Zeynep'ten bir anı kalması ve kitaplığımda seriyi yarım bırakmamak için aldım. Siyam sanırım benim safe place'im, özellikle efes (sahnelerini post-it'lemekten batacağım bir gün)
O kadar çok seviyorum ki sizi, bana kimse sizin gerçek olmadığınıza inandıramaz.