2010 yılında yazılmış; Nisan 2019’da ise ilk Türkçe çevirisi yayımlanmış. Yazar ya da kitap hakkında bir fikrim olmadan aldım ancak kitabın arkasında yazarın Çağdaş Kore edebiyatının yüz akı olduğu belirtiliyor. Küller ve Kızıl, yazarın, bildiğim kadarıyla, Türkçe’ye çevrilen ilk eseri olma özelliğini taşıyor.
Kitap hakkında ilk söyleyebileceğim fazlasıyla akıcı olduğudur. Her ne kadar bölümler arası geçişte kafa karışıklığı yaratsa da birkaç bölüm sonra yazarın üslubunu tanıyor ve geçmiş ile gelecek arasında mekik dokuduğunu görüyorsunuz. Ana karakterin kendini sürekli haklı görmesinin altındaki sebepleri, yanılgılarını, pişmanlıklarını dahası karanlık yüzünü sanki kendi düşüncelerinizmiş gibi okuyorsunuz.
Yine de, bir kitapta, filmde, dizide, açıklanmamış; bir netlik kazanmamış konular sinirinizi bozuyorsa ya da sizi rahatsız ediyorsa başlamanızı tavsiye etmem. Her ne kadar yazar önemli ipuçları bırakmış olsa da tam olarak emin olmamız mümkün değil. Çoğu kişi bu durumu keyifli bulur; hayal gücünü geliştirmek için bir format görür ancak benim içimde kitap yarım kalmış hissi uyandırdı.
Bundan sonraki kısımda kitabın içeriğine değineceğim. Spoiler rahatsız ediyorsa burada bırakmanızı tavsiye ederim.
*
*
*
*
Dünya genelinde yaşanan salgın, her ne kadar kitap boyunca sadece C ülkesinde yaşanıyormuş gibi hissettirse de en başta dünya genelinde bir saman alevi gibi bir anda yayıldığını öğreniyoruz, Covid-19 günlerini epey hatırlattı. Kitabın ilk sayfasında ilk basım tarihi olmasa yazarın Covid-19 salgınından etkilendiğini düşünmem kaçınılmazdı. Belki de domuz gribinden etkilendi ve yorumunu kattı, kim bilir?
Karısının çarpık ilişkisini okurken bir türlü kadına kızamadım. Adamın kendini haklı gördüğü konular o kadar sinir bozucuydu ki…
Mol görüştüğü o kişi miydi?