Akdeniz’in dalgası göynüm kadar taşmadı,
Hey ne dağsın ki, dalgam dizine yaklaşmadı!
Bin geçit açtı göynüm, bir kalbini aşmadı,
Geçtiğim dağlar bugün, bana ağlar yolumda. 
Suda, rüzgârda, kuşta senin sedanı duyup
Seni beyaz çiçekli dallar içinde sanmak.
Vuslatın rüyasını görmek üzre uyuyup
Hasretin azabına ermek için uyanmak.
Sevgilim, göynümün düşünce vakti
Akşamdan sonradır, geceden evvel.
Dertleşir dururum gördüklerimle,
“Dinleyim!” diyorsan gel, sevgilim, gel!
Ey rüzgâr, görünmez kanatlarında
Ondan bir ıtır var, ondan bir nefes.
Alıyor alnımın sıcaklığını,
Durup dinlenmeden es, rüzgârım, es!
Kaybolur son yolcu gibi son saat,
Görünmez ne gülen, ne de ağlayan.
Derim, beklenenden ümit kesince
Tutuş, göynüm, tutuş! Yan, yüreğim, yan!
Sevda başımda ateş, gurbet içimde düğüm…
Yangından çıkan eşya gibi kırık, döküğüm.
Fakat bunlar değildir uğruna yaş döktüğüm:
Yanarım benden evvel can veren eserime.