Sonbahar akşamı gönlümde açılmıştı o gül,
Karlar altında solup gitti kışın bir demde.
O gülün hasreti dört mevsime hicrân oldu;
Ne bahar kaldı ne yaz gayrı benim bahçemde!

Akdeniz’in dalgası göynüm kadar taşmadı,
Hey ne dağsın ki, dalgam dizine yaklaşmadı!
Bin geçit açtı göynüm, bir kalbini aşmadı,
Geçtiğim dağlar bugün, bana ağlar yolumda. 
Suda, rüzgârda, kuşta senin sedanı duyup
Seni beyaz çiçekli dallar içinde sanmak.
Vuslatın rüyasını görmek üzre uyuyup
Hasretin azabına ermek için uyanmak.
Sevgilim, göynümün düşünce vakti
Akşamdan sonradır, geceden evvel.
Dertleşir dururum gördüklerimle,
“Dinleyim!” diyorsan gel, sevgilim, gel!
Ey rüzgâr, görünmez kanatlarında
Ondan bir ıtır var, ondan bir nefes.
Alıyor alnımın sıcaklığını,
Durup dinlenmeden es, rüzgârım, es!
Kaybolur son yolcu gibi son saat,
Görünmez ne gülen, ne de ağlayan.
Derim, beklenenden ümit kesince
Tutuş, göynüm, tutuş! Yan, yüreğim, yan!