Yirmi yaşında olmadığımız halde bizler de mutlu olduğumuz anları incelesek bunun sonucunda, bütün kainatın karşısında titrediği şu kelimeye ulaşmaz mıyız? "Hiç!"
okuduğum en değişik klasik diyebilirim ve bu kendine has değişikliğine de ba-yıl-dım. çünkü bence emily bronte tamamen viktorya döneminde alışık olduğumuz iki aşık kavramının dışına çıkıyor, asi bir işle karşımızda. olayların akışında asla bir sakinlik yok ve karakterler birbirlerine resmen deccal gibi davranıyor ama bu da romanın çekici olan tarafı bence. belki de bu hızlı anlatım hikaye içinde hikaye gibi oluşturulan çerçeve hikaye tekniğiyle yazıldığı için olabilir. sonuçta birinden bir hikaye dinliyoruz.
anladığım kadarıyla yazarımız toplumdan biraz kopuk biri, o sebeple insan ilişkileri konusunda ya da iletişim konusunda oldukça eksik tarafı var. ama bu sessizlik ve içe kapanıklığın getirisi olarak çok iyi bir hayal gücü de görüyoruz. hatta kardeşlerin beraber oluşturdukları bir fantastik dünya bile varmış. yazarın bu yabani tarafı resmen heathcliff denen o adam ve catherine karakterinde buram buram karşımıza çıkıyor. öyle ki hanım hanımcık dediğimiz isabella bile hatrı sayılacak derecede cadaloz bence...
kitabın bence catherine'in ölümünden sonraki kısımları biraz karmaşıktı. hatta sonunun böyle olacağına ihtimal vermemiştim. keşke heathcliff ve catherine birbirlerine yar olup diğer insanların hayatlarını karartmasalardı..
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202157,9bin okunma