beyza

Puan vermedi·137 syf.·
2026 14. kitabı
genç bir denizci olan Şinji ile zengin güzel bir kız olan Hatsue arasındaki aşkı okuduğumuz bu roman bizleri ikinci dünya savaşı sonrası henüz modernleşmemiş ve geleneksel ögelerin baskın olduğu bir Japonya'ya götürüyor. yazardan okuduğum ilk kitap olmasının da merakıyla biraz araştırma yaptım ve şunu gördüm ki yazarımız
Dafnis ile Hloi’nin Aşkı
Dafnis ile Hloi’nin Aşkı
hikayesinden ve özellikle Yunanistan'dan etkilenerek böyle bir eser oluşturmuş. zaten yazarın detaylı betimlemelerinden ve diliyle oluşturduğu ortamdan okuduğumuz hikayenin bir mitolojik hikayeye benzediğini düşünmüştüm. sanki o büyülü ve daha sonrasında mutlaka bir ders çıkardığımız hatta karakterlerin sıkıntıya düşüp sonrasında kurtulduğu mitlerden gibiydi, yanılmamış oldum. bir adada gözlem yaparak yazmış bu eseri, dediğim gibi betimlemeleriyle sanki sahne sahne romanın içinde o yerlerde biz de vardık. zihnim okuduğum cümlelerin görsellerini kolaylıkla oluşturdu. toplumsal bir konu içermesi ve geleneksel ahlak anlayışına vurgu sanki bizim türkülerimiz ve halk edebiyatından bildiğimiz öykülere çok benziyordu. hem o dönemdeki bir adada hayatın nasıl sürüp gittiğini, insanların evliliğe, hatta evlilik öncesi dostluğa dair düşüncelerini öğrendik.ayrıca karakterlerin siyah ve beyaz olarak net bir şekilde ayrılması masalsı bir anlatım katmıştı. yani son olarak kitabı beğendimi söyleyebilirim ama ben fazla betimleme içeren kitaplarda biraz sıkılabiliyorum, sadede gelmek veya diyalogları okumak istiyorum. tamamen odaksal problemler... onun dışında sonu güzel biten tatlı bir öyküydü.
Dalgaların SesiYukio Mişima · Can Yayınları · 20221,916 okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
10/10
·224 syf.·
2026 8. kitabı
yazarla
Olga Tokarczuk
Olga Tokarczuk
yeni tanıştık, o da bizimle tanışmak için ilk bu kitabı yazmış zaten. kendisine bayıldım. bir hikaye böylesine güzel anlatılır mı? böyle güzel metaforlar kullanılır mı? her cümlesini 2 kere okuyup uzun uzun düşündüğüm paragraflarla doluydu. yani nasıl söylemeliyim tek kelimeyle bayıldım. yolculuk kitaplarını çok seviyorum ve bu bir inançla yapılıyorsa daha anlamlı benim için. burada da kadim bir sırrı, felsefi açıdan da mutlak doğruyu arıyorduk. sanki karakterlerle ben de o yolculuktaydım. hanlarda dinledim, arabalarında bilim, din, simya konularında iki vs attım. en çok üzüldüğüm karakter de veronica oldu bu arada. canım benim sadece sevilmek istedi... ve tabii ki o vurucu son ve gauche'un tarottaki deli kartının canlanmış hali olması. dahiyane bir fikir. köpeği ve çıkınıyla sıfırdan hayatına başlayan, sesini keşfeden gauche. bilinmeyene tekrar yolculuğa çıkan masum gauche. çevirisi de müthişti bence mutttlaka okunmalı.
Kitap’ın YolcularıOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 20251,043 okunma
8/10
·126 syf.·
2026 5. kitabı
toplumun bize dayattıkları normal olanlar mı? ve bu normalliği kim onayladı? bizler fark etsek de etmesek de toplumun bize biçtiği şekilde yaşamaya zorluyoruz kendimizi. bir sırayla; doğ büyü okula git mezun ol kariyer yap evlen çocuk yap ve bitmeyen bir sürü istek daha. bunları yapmadığımız zaman, performe etmediğimiz zaman toplumda eksik olan oluyoruz. oysa o kadar saçma ki? keiko yarı zamanlı olarak markette çalışıyor olsa bile en ait hissettiği yer orası. ne ailesi ne arkadaşları onun mutlu olduğu bir alan sunuyor ona. herkesin yanında rol yapıyor, insanların konuşmalarını kopyalıyor ve maskeyle dolaşıyor. sadece kendi gibi olduğu yer bir market ve insanlar da burada çalışmanın yetersizliğiyle sıkıştırıyorlar onu. keşke küçük ve mutlu olduğumuz dünyamıza toplum denen canavar başını uzatıp bakmaya fırsat bulamasa. ve keşke bizler onun normları altında sıkışıp kalmasak.
KasiyerSayaka Murata · Turkuvaz Kitap · 20193,633 okunma
Puan vermedi·408 syf.·
2025 31. kitabı
okuduğum en değişik klasik diyebilirim ve bu kendine has değişikliğine de ba-yıl-dım. çünkü bence emily bronte tamamen viktorya döneminde alışık olduğumuz iki aşık kavramının dışına çıkıyor, asi bir işle karşımızda. olayların akışında asla bir sakinlik yok ve karakterler birbirlerine resmen deccal gibi davranıyor ama bu da romanın çekici olan tarafı bence. belki de bu hızlı anlatım hikaye içinde hikaye gibi oluşturulan çerçeve hikaye tekniğiyle yazıldığı için olabilir. sonuçta birinden bir hikaye dinliyoruz. anladığım kadarıyla yazarımız toplumdan biraz kopuk biri, o sebeple insan ilişkileri konusunda ya da iletişim konusunda oldukça eksik tarafı var. ama bu sessizlik ve içe kapanıklığın getirisi olarak çok iyi bir hayal gücü de görüyoruz. hatta kardeşlerin beraber oluşturdukları bir fantastik dünya bile varmış. yazarın bu yabani tarafı resmen heathcliff denen o adam ve catherine karakterinde buram buram karşımıza çıkıyor. öyle ki hanım hanımcık dediğimiz isabella bile hatrı sayılacak derecede cadaloz bence... kitabın bence catherine'in ölümünden sonraki kısımları biraz karmaşıktı. hatta sonunun böyle olacağına ihtimal vermemiştim. keşke heathcliff ve catherine birbirlerine yar olup diğer insanların hayatlarını karartmasalardı..
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202157,7bin okunma
teşekkürler chul han!
8/10
·64 syf.·
2025 26. kitabı
okumak dil açısından beni gerek terim kavramlarla gerekse kullanılan kelimelerle zorlasa da o kadar doğru noktalara parmak bastı ki. artık aşırı tüketim, üretim ve iletişimle toplumsal olarak dönüştüğümüzü ve performans toplumuna ait olduğumuzu bir de onun ağzından okumak bence inanılmaz bir keşif hissi veriyor insana. "aa sahiden öyle" derken buluyorsunuz kendinizi. evet korkunç depresif bir haldeyiz çünkü düşünecek vaktimiz yok, multitasking ve hiperaktiflik içinde koşuşturup duruyoruz. ayrıca bu toplumda sonsuz bir özgürlüğümüz var ve yapabileceğimiz şeyler o kadar çok ki. sınırsızlık halindeyiz çünkü. eğer depresif insanlarsak gerçekten kendimizi yetersiz hissetmekten oluyor bu his. bu farkındalıkla beraber çözümü de sunuyor bize sevgili han. çok zevk aldım bir o kadar da üzüldüm. ne olacak bu bizim halimiz ya.
Yorgunluk ToplumuByung-Chul Han · Açılım Kitap · 20152,153 okunma