Beyza

Beyza
@beyzatrn16
"Gözlerin doldu." Onun sesini duydum, Yankı'nın. Başımı çevirip baktığımda yanıma geldiğini ve beni izlediğini gördüm. Kemikli yüzü, dolgun dudakları, uzun kirpikleri, çıkık elmacık kemikleri ve yüzündeki çocukluktan kalma düşme izleri. Gözlerim dolsa da ona gülümsedim çünkü ona bakarken hep gülümserdim. Ve turkuaz gözleri. Daha önce gördüğüm bütün mavi gözlerden çok daha fazla deniz, çok daha fazla okyanustu. Yankı Sarca benim hiçbir tarafım değildi. Çünkü onu kendimle eşdeğer bile tutamazdım. Güzel bir kalbi, güzel bir aklı vardı. İnsanları iyileştiren elleri, insanlara bakınca anlayan gözleri vardı. Ben ona benzeyemezdim ama benzemek isterdim.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bartu Sarca, benim en öfkeli, en yalnız tarafımdı. Sanırım bu grupta kaderim açısından en benzediğim kişi Bartu'ydu. O da ailesini hiçbir zaman tanıyamamıştı, ben de tanıyamamıştım. Elbette aynı durum değildi, onun çok daha kötüydü ama hissettiği eksikliği en net ben bilebilirdim ve o eksiklikle birine tutunmanın ne demek olduğunu da. Ayrıca Bartu sevdikleri için her türlü kötülüğe sürüklenir, her türlü kötülükle yüzleşirdi. İhanet edecekse ederdi, intikam alacaksa alırdı, yalanlar söyleyecekse söylerdi ama en çok bunu sevdikleri için yapardı. Belki de ona baktığım sürece canımın yanmasının sebebi de buydu. Baktığımda kendimi görüyordum. Kendi çocukluğumu, kendi ergenliğimi, kendi gençliğimi ve kendi yaşlılığımı. İçimde tarifini veremediğim bir tarafım, onunla her zaman yalnız kalacağımızı söylüyordu. Bartu Sarca benim kimsesiz tarafımdı.
Lâl Sarca, benim hırçın tarafımdı. Onun yerinde ben olsaydım, bana davrandığından daha kötü davranırdım biliyordum çünkü paylaşamadığım ailemi yıkmaya gelen bir kişiye bile tahammül edemezdim. Ayrıca Lâl, benim güçlü tarafımdı da. Onu bazen ellerinden asılıp kırbaçlanan bir insana benzetiyordum ve bu bazen bana da oluyordu. İnsanlar kırbaçlarıyla vuruyordu, biz öylece duruyorduk. Sonra gidiyorlardı, kendi kendimin ellerini söküyordum. Onun ellerini Yankı Sarca söküyordu. Sırtımda izler kalıyordu, vücudumda izler kalıyordu ama yürümeye devam ediyordum. Lâl de öyleydi. Lâl benim yaralı tarafımdı.
Işık Sarca, içimde ne olursa olsun yaşamdan vazgeçen tarafımdı. Tek bir farkımız vardı, onun kendi parçalarını birleştirmesi için nedeni, kardeşiydi. Benim bu yaşıma kadar nedenim olmamıştı, onları tanıyana kadar. Şimdi, Işık'la daha çok benziyordum. O benim vazgeçen tarafımdı.
Mutlu Sarca, içimde ne olursa olsun yaşama elleriyle bağlı ve keyiflenmeye devam eden tarafımdı. Gülümsemekten ya da kendime gülümsemek için bir neden aramaktan hiçbir zaman vazgeçmemiştim. Mutlu da öyleydi. O benim neşeli tarafımdı.