Hadi dostlarım. Yalnızlık hüzünlü bir şeymiş gibi davranmayı bırakıp, derdimize dert katacak kitaplar okuyalım. Öyle şiirler seçelim ki kendimize mısraları gün boyu dilimizde dolansın.
-- Siz de herkes gibi, yani çokları gibisiniz, ama herkes gibi olmaya bakmamalı.
-- Herkes böyle olduğu halde mi?
--Evet buna rağmen. Yalnız siz böyle olmayın. Zaten herkesten başkasınız. Bakın, şu anda çirkin ve gülünç halinizi açıklamaktan çekinmediniz. Oysa zamanımızda kim yapar bunu? Hiç kimse. Kimse kendinde kusur görmek ihtiyacı duymuyor. Herkes gibi olmayın, tek başına kalmak pahasına bile olsa ayrılın.
Gülünç olan ya da gülünç olduğunu sanan az insan mı var? Zaten zamanımızda yetenekli insanların hemen hepsi gülünç görünmek korkusunun tedirginliği içindedir.
Ömrüm boyunca her gün, göğsümü yumruklayarak düzelmeye söz veriyor, her gün de aynı kötülükleri tekrarlıyordum. Artık anladım ki, benim gibilere bir darbe, kement gibi boyuna geçiveren, gücüyle bizi yenen tepeden inme bir felek sillesi gerek. Benim kendiliğimden kalkınacağım yoktu. Ama gök gürledi. Suçlanmanın acılarına, apaçık rezaletime seve seve katlanıyor, acı çekmek istiyorum; acıyla arınacağım.
Yüreğine kor düşmüş gibi bir ışığa doğru atılmak istiyordu; içi yaşamak, yeni bir yoldan, onu çağıran yeni ışığa koşmak isteğiyle doluydu. Bunu çabucak, hemen o anda yapmak istiyordu.