KIRLANGIÇ HİKAYESİ
"Kırlangıcın biri bir gün bir adama aşık olmuş. Her gün
pencerenin önüne gelir onu izlermiş.
Bir gün bütün cesaretini
toplamış ve adama: “Hey adam ben seni seviyorum, uzun
zamandır seni izliyorum” demiş.
Adam: “Saçmalama sen bir
kuşsun, ben ise bir insan.
Durduk yere sen de nereden
çıktın” diye bunu içeri almamış, pencerenin önünden
kovalamış. Kırlangıç yine gelmiş:
”Tamam seni hiç rahatsız etmicem” demiş. “Sadece çok iyi dost olalım” demiş.
Adam yine kabul etmemiş ve kırlangıcı kovalamış.
Kırlangıç tekrar gelmiş: “Bak demiş hava
çok soğuk.
Seninle çok iyi arkadaş olalım.
Beni içeri al, soğukta donacağım”
“Sıcak ülkelere göç etmek zorunda kalıcam; lütfen beni
içeri al” Adam yine kırlangıcı içeri almamış. Kırlangıç çok üzgün bir şekilde başını önüne eğmiş ve gitmiş.
Aradan çok zaman geçmiş.
Adam pişman olmuş.
Derken yaz gelmiş.
Adam kırlangıcı diğer kırlangıçlara
sormaya başlamış; ama kırlangıcı herhangi
bir gören olmamış.
Sonunda danışma ve bilgi almak için
bilge bir kişiye gitmiş, olanları anlatmış.
Bilge kişi demiş ki;
“Kırlangıçların ömrü altı aydır.
Hayatta bazı fırsatlar vardır sadece bir kez elinize geçer; değerlendiremezseniz uçup gider. Hayatta bazı insanlar vardır sadece bir kez karşınıza çıkar; değerini
“İnsan hayatta geçici bir yolcudur. Kendi varlığına en çok inandığı, dostlarının hatıralarında ve gönüllerinde en çok izler bıraktığını sandığı yerde bile kalplerden silinir ve izleri kaybolur. Hem de ne çabuk!”
Göğsümde şiddetle duyduğum bu boşluk! Ah, nedir bu korkunç boşluk! Durup durup kendi kendime, onu bir kere, yalnız bir kere bağrıma basabilsem; bütün bu boşluk dolacak diyorum.