Şimdiye kadar okuduğum kitaplar arasında hem kurgusu hem de konusu bakımından farklı bir yer tuttu. Bu yönüyle dikkatimi çeken ve okurken merakımı canlı tutan romanlardan biri oldu. Yazarla tanışma kitabım olması da ayrıca güzel bir deneyimdi.
Botter Apartmanı, Jean Botter için Türkiye'nin ilk moda evi olarak tasarlanmış; giriş katı moda evi, üst katları ise hem atölye hem de aile konutu olarak kullanılmış özel bir yapı. Ayşe Övür de romanında bu tarihi binayı yalnızca bir mekân olarak değil, adeta yaşayan ve hatırlayan bir karakter olarak ele alıyor.
Geçmiş ve bugünü ustalıkla iç içe geçirirken; yaşanmışlıkların, travmaların, kırgınlıkların ve sevgilerin zaman geçse de tamamen yok olmadığını hissettiriyor. Botter Apartmanı'nın duvarları arasında saklanan hikâyeler, insanların kaderlerini birbirine bağlayarak okuru İstanbul'un tarihine ve insan ruhunun derinliklerine uzanan etkileyici bir yolculuğa çıkarıyor.
.
“Zamanın ileriye doğru akmadığını, çember çizerek evreni sardığını, işte bu yüzden gelecek ve geçmişin olmadığını, tek varlık anının sadece şimdi olduğunu, bunun da zamanın mükemmel bilgeliğinin en önemli kanıtı olduğunu,” söylemişti.