"Bazen hayatta güçlü olmamız gerekir kızım. Ama hayatın her anında güçlü olmak zorunda değiliz. Zayıflık gösterebilir, ağlayabilir, hastalanabiliriz. Üzgün olduğumuzu itiraf edebiliriz çünkü bunları yapmadığımızda hayat bizi katılaştırır," demişti saçlarımı okşayarak. "Katılaşan her şey kırılmaya mahkûmdur. Senin kırılmana dayanamam."
Kimse havadaki tatlı esintiyi fark etmiyordu. Kimse başını kaldırıp göğe bakmıyordu. Kimse yıldızların yokluğunu kendine dert edinmiyor, belki de bu yüzden yıldızlar bu şehre bu kadar az uğruyordu.
Ondan vazgeçmek istemiyordum ancak gönlünü nasıl alacağımı da bilemiyordum.
Bir akşam yemeği ve içten bir özür dostlukları kurtarmaya yetiyordu ancak aşk, bundan çok daha karmaşık bir şeydi.