Fakat o kelimeler içinde kitapları sevmekten çok daha fazlası yatıyordu. Ben kitapların kokularını seviyordum. Rafta, yan yana duruşlarını seviyordum. Sayfalarının parmaklarımın arasında hışırdamasını seviyordum. Büyük kitapları da seviyordum, küçük kitapları da. Kelimeleri seviyordum, ardı ardına dizilişlerini ve en çok da hikâyeleri seviyordum. Kitapların sadece birer kitaptan öte birer kapı olmalarını seviyordum.
... Çünkü sevenler sevdikleriyle beraber geçirdikleri en mesut saatlerin farkında olmazlar. Daima daha büyük saadetler getirecek bir yarın ümit ederler...
Kendi derdim için "en korkuncu" dedim. Çünkü başkalarının şikâyetini işitemediğimiz için kendi ıstırabımızı daima her ıstırabın fevkinde görürüz ki bu da ruhlar arasındaki "ebedi ayrılık"ın bir başka neticesidir.