Onun için eskilik ayrı bir şeydi; o zamanın taksidi idi; insan elinden geçmek ve insan hayatına girmekle eşya tabiatında ayrı bir sıcaklık kazanır, adeta insanîleşirdi.
"Darülmihen..." diye mırıldandı. Bu, Behçet Bey'in her şeye rağmen sımsıkı bağlı olduğu, bir sarmaşığın dallarına, çengellerine benzeyen bin türlü alâka ile, her zerresine kenetlendiği hayalin kendi lugatindeki karşılığı idi. Daha doğrusu, ömrünün tecrübelerini hatırladığı zamanlar, kendisini teselli için bulduğu kelimeydi.