Karı kocanın birbirini sevmesi yalnızca olanaksız olmakla kalmıyor; aynı anda doğadışı bir sapkınlık. Evliliklerin ortaçağdan 19. yy sonlarına kadar hep aşk dışı nedenlerle yapıldığı bir ülkede, kocasına aşık bir kadın, zevksizliğin, aptallığın, beceriksizliğin zirvesine erişmiş demek.
Jean-Jacques Rousseau, Portekiz Mektupları'nın yayımlanışından aşağı yukarı bir yüzyıl sonra şöyle yazıyordu: "Kadınlar genellikle hiçbir sanatı sevmez, hiçbirini bilmez ; dehadan tümüyle yoksundurlar. Aşkı ne hissetmeyi ne de anlatmayı becerirler."