Vaktin kıymetinden habersiz olan bir kimse gâfildir. Vakti nasıl değerlendireceğini bilmeyen bir kimse câhildir. Vaktinden kazanç tahsil edemeyen bir kimse de âcizdir.
Edebin aslı ve kaynağı olan güzel seciye, Allah teâlâ'nın fiili ve icadıdır. Fakat o, çakmak taşındaki ateş gibi, insan fıtratında gizlenmiştir. Bu sebeple, onu kuvveden fiile çıkarmak lâzımdır. Bunu yapma görevi de kulun kendisine verilmiştir. Kul çalışıp o seciyeyi ortaya çıkardığı takdirde, edep kazanmış olur.
Bir zat şöyle demiştir: "Edebi hem zâhirde, hem de bâtında(hem dış hareketlerde, hem de düşünce, duygu ve niyette, ya da hem halk içinde, hem de yalnızken) gözet. Edebi zâhirde terk edersen, zahirde (açıkça) cezalandırılırsın. Onu bâtında ihlâl edersen, bâtında (kalbî hayatında) cezalandırılırsın."
"Allah Teâlâ buyurdu ki, kulum sebatlı bir şekilde ibadet ederek bana yakın olmaya çalışırsa, ben onu sevmeye başlarım. Onu sevince de, ben onun kulağıyla duyduğu, gözleriyle gördüğü, eliyle tuttuğu, ayağıyla yürüyüp yaklaşmak istediği şey olurum. Artık o, yalnızca beni duymak ve dinlemek, yalnızca beni görmek, yalnızca benim için alıp vermek ve yalnızca benim için gidip gelmek vaziyetinde olur."