damla

damla
@bikitapbidamla
Sokaklar,kitaplar biraz da karmakarışık huysuz insanları
Neyin nesi bu yalnızlık? Doğanın bunca güzel rengi, insanın bunca güzel gülümsemesi varken Durup durup bizi bulmaya heves etmiş galiba Elleri cebinde, hiç yormadan kendisini onca adrese nasıl aynı anda ulaşabiliyor? Neyin nesi bu yalnızlık nereden doğup geliyor da kalplerimizi böylesine yakıp kavurma cesaretini buluyor kendisinde Alıp götürüyor elimizde avucumuzda kalanları ve arsızca yeniden tanıtıyor kendisini her gelişinde Her geldiğinde yeniden kandırıyor Güle oynaya karşılıyor çoğumuz belki Kalanlar elinde bir çalı süpürgesiyle bekliyor kapı önlerinde, sonraki gelişinde sanki tekrar kanmayacak gibi Neyin nesi bu yalnızlık? Komşu mu sizinle, arada bir kapı önünde sohbete tutuştuğunuz; yoksa canınızdan da mı öte her gece sarılarak uyuyup düşler kurduğunuz?
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kötü, iyiyi tanır ama iyi kötüyü tanımaz. Franz Kafka
The weeping meadow
Gardiyan…Hiç suyum yok…Hiç sabunum yok…Hiç kağıdım yok ki çocuklarıma yazayım… Üniformalar değişti…Gri giyiyorsun, gardiyan…Gardiyan, siyah giyiyorsun. Adım Eleni. Bir devrimciye yataklıktan buradayım.Şimdi nereye götürüyorsunuz beni? Gardiyan…Hiç suyum yok… Hiç sabunum yok…Çocuklarıma yazacak kağıdım yok.. Üniformalar değişti… Almanlar yeşil giyer…Sen Alman mısın gardiyan? Adım Eleni. Bir devrimciye yataklıktan buradayım.Şimdi nereye götürüyorsunuz beni? Aralık 1944’de ben de oradaydım,insanların kurtuluşu kutladıkları o meydanda. Şimdi nereye götürüyorsunuz beni?Üniformalar değişti. Sen İngiliz misin gardiyan? Kaç para mermi? Ya kan ne kadar? Bütün üniformalar aynı gardiyan… Gardiyan…Hiç suyum yok…Hiç sabunum yok…Çocuklarıma yazacak kağıdım yok… Şimdi nereye götürüyorsunuz beni? Adım Eleni. Yaralı bir gerillayı sakladığım için buradayım… Gardiyan…Sürgündeyim… Mülteciyim ve her yerden sürüldüm.Rıhtımda ağlayan üç yaşında bir kız… Hiç suyum yok…Hiç sabunum yok… Çocuklarıma yazacak kağıdım yok
Film Alıntısı
İnsanlık nasıl direnmeli kendi vahşiliğine? Bu kavganın kökü nerede; basıp kibriti kazıyacağımız. Öfke, hüzün, ayrılık, acı ve çığlık. Korku dolu birer çift göz her bedenin üzerinde. O sınır çizgisi bu kadar mı mühimdi ey telleri sırtlanıp "mülkünü" çeviren insan. O sınır çizgisi mi bizi bu denli vahşileştirdi, bir yudum toprak hırsına soyunmak, yakıp yıkmak bu denli basit miydi? Aciz ve mülklüsün şimdi. Önünde aklının almayacağı kadar toprak. Öyle ki en açığından en koyusuna uzanan kahvesi. Ve pek ilgilendiğini zannetmiyorum fakat, az ilerde, tel örgünün dibindeki nehirde senden olmayan milletin kan şelalesi. Hiç olmadığın kadar kudretlisin şimdi. Tek kaldın. Bir zamanlar farklılıkların, harmoninin ve renklerin olduğu koca dünyada. Şimdi sırtlan tellerini Çevir sahip olduğun koca dünyanın gövdesini...
Savaşa Hayır
Kah giderim medreseye hu çekerim Hak için Kah giderim meyhaneye dem çekerim keyf için