hep, benim kendimi gösterme çabamın diğer insanların beni nasıl algıladığını belirlediğini düşünürdüm. ama, insanların bir kısmı ben ne kadar hatalı olsam da beni seviyor, bir kısmı ben ne kadar mükemmel olursam olayım benden nefret ediyor.
‘Elbette ki hakkımızı arayacağız; ama her daim bir hak savaşçısı halinde yaşadığın zaman, kazananı olmayan bu savaşların seni çok yorduğunu, her daim tetikte olmak zorunda olduğunu hissedeceksin.
Savaşların mücadeleden en önemli farkı, savaşların genelde kazananı olmamasıdır. Hakkımızı ararken her şeyin en adil haline ulaşma çabası hem çok yorucudur, hem de maalesef gerçekçi değildir.
Adını hatırlamadığım bir romanda, kahramanlardan birisi bir çiftliğin kâhyası için şöyle diyordu: “Kâhyaların hepsi çiftlikten çalar, bunu da masraflara yazmalısın.” Evet, tam olarak böyle, kâhyalar hep çalar ama önemli olan ne kadar çaldığıdır. Hiç çalınmasın dersen, her zaman kontrol etmen, geceleri uyumaman, her zaman tetikte olman gerekir. İşte o azıcık çalma payı, senin rahat olmanı sağlayan kısım. Zaten çok çalınırsa fark edersin.’ (sy.52)