Bilirim ki içinden geçtiğimiz her karanlığın ardı aydınlık, her gecenin sonu gündüzdür yeter ki umudun gücünden şüphe etmeyelim, gün gelir ve ışık yeniden yükselir, her bir araya gelişle yeniden başlar hayat, dağılan parçalar birleşir bir olunur, yaşamlar aileler baştan kurulur, zor olansa iyileşmektir, sessizliğe ortak olmak, konuşmadan anlaşmak, kalbinin sesini duymak emek ister, Şems der ki; Sabır dikene bakıp gülü tahayyül edebilmektir, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir...
Bu eski binada yapıldığını gördüğünüz, hepimizi şaşırtan bütün değişiklikler; her devlet binası içinde, yurdumuzun her bölgesinde belki adları bile unutulmuş en uzak ve ücra köşelerindeki köylerde dahi yapılabilir. Ancak bir şey, bir tek şey lazım. Eskiler üzerinde köklü değişiklikler yapabilecek yurtsever, açık fikirli ve kültür işlerine kendilerini adamış, güçlü, çalışmaktan yorulmayan, inançlı ve yurtsever insanlar.
Bunlar devletlerinin genişletilmiş sınırları içinde baskı altında yaşattıkları ulusların yaşamlarına, eğitimlerine, okur-yazarlıklarına, zihinlerinin ve ruhsal yeteneklerinin işletilerek geliştirilmesine önem vermemek gibi büyük bir gaflet içinde yüzmektedirler.
Sizler, benden çok daha iyi bilirsiniz ki, şeker lüzumsuz ve hele zararlı bir besin maddesi değildir. Tersine, şeker her besinin temelidir, iyi beslenmenin de temelidir.