“Erkekle kadın dost olabilir.”
Bunu baştan söylemek gerek.
Yan yana yürüyebilirler, birbirlerine sırlarını açabilir, gecenin bir vakti sadece susmak için bile arayabilirler.
İçlerinden biri diğerini hiçbir zaman ‘öyle’ düşünmemiştir, diğeri de karşılık beklememiştir zaten.
Denge vardır. Samimiyet vardır.
Gülüşlerinde gizli bir emniyet duygusu…
Yan yana oturduklarında hiçbir hesap yoktur; göz göze geldiklerinde arka planda bir senaryo yazılmaz.
Ama işte, dostluk dediğin şey, sadece niyetle ayakta kalmaz.
Zaman ister, tahammül ister, hayatın değişen dengelerine karşı direnç ister.
Ve zamanla fark edersin ki; dışarıdan değil, içten içe yıpranır bu bağ.
Bir gün biri daha az yazmaya başlar.
Diğeri daha az anlatır kendini.
Sorular kısalır, cevaplar uzar.
Sustuğunuzda bile rahat hissettiğiniz o sessizlik, artık gerilimle dolar.
Bu bir kırılma değil, bir çözülmedir.
Gürültüsüzdür ama derin.
Çünkü bu dostluklar çoğu zaman kavga ederek bitmez.
Sadece biter.
Geriye “neden?” sorusunu sormak bile kalmaz.
Çünkü ortada suç yoktur, ihanet yoktur, aşk yoktur.
Sadece zaman vardır.
Ve zaman, dostluğu koruyamayacak kadar hoyrattır bazen.Yaş almak da öyle…