başın okşanmaz, sırtın sıvazlanmaz, yüzüne bir çift tatlı söz söylenmez, tekkenin kapısını kulpunu öpen dervişler yok artık taya, biz kolektif bir hançeri öpüp, münferit bir kılıcı yüzümüze gözümüze sürüyoruz, dirilere laf anlatıp, ölülerin eleğinden geçiyoruz ve tüm bunları hissetmiyormuşuz gibi burada her şey çok iyi diyoruz, suratımızda yapay bir gülümseme, alnımızdan sarkan iyicil bir yük ile her şey çok iyi deyip susuyoruz, sizin zamanınızda seçim yapma hakkınız varmış, biz seçemiyoruz taya, surat asmayı, gürül gürül bağırmayı, ağıt yakmayı seçemiyoruz, hep güler yüzlü olumlu ve olgun davranışlarda bulunmak zorundayız, kötülük yapanın suratını dağıtmak, balgamlı bir tükürükle dağılmış suratını yeniden bir araya getirmek, kaş çatıp tiksinti ile hakaret edip tekrar surat dağıtmak, bin bir mimikle bu işlemi sürekli tekrarlamak artık mümkün değil, özneyi ve yüklemi cicileştiren bir cümle kurmak zorundayız, bizi gülümseyerek yutana aynı gülümseme ile bir bardak su uzatmalıyız, iç, iç, iç,
iç içe ama insanlık dışı,