Tubarsln

۷۸۸۱ -...، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ، أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ: «مَا اسْتَفَادَ الْمُسْلِمُ فَائِدَةً بَعْدَ تَقْوَى اللهِ تَعَالَى خَيْرًا لَهُ مِنْ زَوْجَةٍ صَالِحِةٍ، إِنْ أَمَرَهَا أَطَاعَتْهُ، وَإِنْ نَظَرَ إِلَيْهَا سَرَّتْهُ، وَإِنْ أَقْسَمَ عَلَيْهَا أَبَرَّتْهُ، وَإِنْ غَابَ عَنْهَا نَصَحَتْهُ فِي نَفْسِهَا» 7881- Ebû Umâme'nin bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle derdi: "Müslüman'ın, Yüce Allah'a korkusundan/takva'dan sonra en çok faydalandığı şey; emrettiğinde itaat eden, ona baktığında mutlu olan/mutluluk veren, (bir şey yapıp yapmaması konusunda) yemin ettiğinde yeminini yerine getiren ve yanında olmadığı zaman namusu konusunda ona karşı dürüst olan/iffetini koruyan saliha kadındır." El-Mu'cemu'l-Kebîr Taberânî
Reklam
۸۷۳۸-.... قَالَ عَبْدُ اللهِ: " إِنَّ الصَّلَوَاتِ هُنَّ الْحَسَنَاتُ، وَكَفَّارَةُ مَا بَيْنَ الْأُولَى إِلَى الْعَصْرِ صَلَاةُ الْعَصْرِ ، وَكَفَّارَةُ مَا بَيْنَ صَلَاةِ الْعَصْرِ إِلَى الْمُغْرِبِ صَلَاةُ المَغْرِبِ، وَكَفَّارَةُ مَا بَيْنَ الْمَغْرِبِ إِلَى الْعَتَمَةِ صَلَاةُ الْعَتَمَةِ، ثُمَّ يَأْوِي الْمُسْلِمُ إِلَى فِرَاشِهِ لَا ذَنْبَ لَهُ مَا اجْتَنَبَ الْكَبَائِرَ ، ثُمَّ قَرَأَ : إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ " 8738- Zir der ki: Abdullah (b. Mes'ûd) şöyle dedi: "Namazlar iyiliklerdir. Günün ilk namazı ile ikindi namazı arasındaki günahların kefareti ikindi namazıdır. İkindi namazı ile akşam namazı arasındaki günahların kefareti akşam namazıdır. Akşam namazı ile yatsı arasında işlenen günahların kefareti de yatsı namazıdır. Sonra müslüman, büyük günahlardan sakınmışsa günahsız olarak yatağına girer." İbn Mes'ûd sonra: "Muhakkak ki iyilikler kötülükleri/günahları giderir"(Hud suresi 114.)âyetini okudu.
Ağlamak serbest
başın okşanmaz, sırtın sıvazlanmaz, yüzüne bir çift tatlı söz söylenmez, tekkenin kapısını kulpunu öpen dervişler yok artık taya, biz kolektif bir hançeri öpüp, münferit bir kılıcı yüzümüze gözümüze sürüyoruz, dirilere laf anlatıp, ölülerin eleğinden geçiyoruz ve tüm bunları hissetmiyormuşuz gibi burada her şey çok iyi diyoruz, suratımızda yapay bir gülümseme, alnımızdan sarkan iyicil bir yük ile her şey çok iyi deyip susuyoruz, sizin zamanınızda seçim yapma hakkınız varmış, biz seçemiyoruz taya, surat asmayı, gürül gürül bağırmayı, ağıt yakmayı seçemiyoruz, hep güler yüzlü olumlu ve olgun davranışlarda bulunmak zorundayız, kötülük yapanın suratını dağıtmak, balgamlı bir tükürükle dağılmış suratını yeniden bir araya getirmek, kaş çatıp tiksinti ile hakaret edip tekrar surat dağıtmak, bin bir mimikle bu işlemi sürekli tekrarlamak artık mümkün değil, özneyi ve yüklemi cicileştiren bir cümle kurmak zorundayız, bizi gülümseyerek yutana aynı gülümseme ile bir bardak su uzatmalıyız, iç, iç, iç, iç içe ama insanlık dışı,
Allah'ım bizi onlarla dost eyle, onlardan eyle.
İnsana çevirmeliyiz yüzümüzü bir tanem. Merheme çevirmeliyiz. Sen de bu defteri okuduktan sonra yerinde durma. Kıtadan kıtaya geç. Mülteci kamplarını gör. İnsana çevir yüzünü.
yüz yaşına gelmiş on yedi, on sekiz yaşında ölmüş altmış beş,
Sayfa 41·Kitabı okudu