Tubarsln

Tubarsln

, bir kitap okudu
Puan vermedi·435 syf.·
55 günde okudu
·
2024 9. kitabı
Osman Nuri Topbaş
9.7/10 · 1.390 okunma
Reklam
Lût Gölü'nün taşıdığı "apaçık âyetler" gerçekten son derece ilginçtir. Lüt Gölü etrafında yaşanan hadiseler kadar, arazinin jeolojik durumu da dikkat çekicidir. Göl, Akdeniz'in yüzeyinden dörtyüz metre alçalmaktadır. Gölün en derin yeri de dörtyüz metredir. Yani Akdeniz'in yü zeyinden sekizyüz metre alçaktadır. Lût Gölü civarı haricinde dünyanın deniz seviyesinden en alçak yeri ise, ancak yüz metredir. Sanki arazinin yapısı dahî, Lūt kavminin denäetini (alçaklığını) göstermektedir. Ayrıca Rüm Süresi'nin 3. âyet-i kerîmesinde bu bölgeye işaret edilerek "edne'l-ard: yeryüzünün en alçak yeri" ifadesi kullanılmıştır. Bu ifadeye Arapların yaşadığı bölgeye yakınlığından hareketle "en yakın yer" olarak mânâ verilmişse de, kelimelerin asıl mânâsı "yeryüzünün en alçak yeri" şeklindedir. Nitekim modern çağın gelişmiş teknik imkânlarıyla Dünya'nın en alçak yeri araştırıldığında, onun, âyet-i kerimede işaret edilen Lût Gölü havzası olduğu ortaya çıkmıştır. Böyle bir jeolojik gerçeğin, Kur'ân'ın nazil olduğu dönemin insanları tarafından bilinmesi mümkün olmadığı için, bu hakikat, Kur'ân-ı Kerîm'in Allah kelamı olduğunun yakın zamanda ortaya çıkmış ilmî delillerinden biridir. Lût Gölü'nün diğer bir özelliği de, tuz oranının yüzde otuz olmasıdır. Bu sebeple gölde balık ve bitki yaşamaz. Bu yüzden göle "bahru'l- meyyit" (ölü deniz) de denir. Bu lânetli mekânda hayvanların bile yaşamaması ayrı bir ibrettir. Zift renginde olan göl, iğrenç kokular neşreder. Sanki bu göl, civarında işlenen günahları, bu manzaraları ile insanlığa arz etmektedir. Kur'ân-ı Kerîm'de anlatılan bu mel'ün kavimle ilgili hadiseler, tahminen M.Ö. 1800 yıllarında vuků bulmuştur. Heläkin meydana geldiği Sodom ve Gomore bölgesinde o zamandan kalma tuz yoğunluğu sebebiyle konserve hâlinde kalmış ağaçlara
vecdle kurulmuş kente.

Tubarsln

, bir kitap okudu
Puan vermedi·107 syf.·
4 günde okudu
·
2024 8. kitabı
Ayşegül Genç
8.2/10 · 339 okunma
biz nasıl büyük adam olacağız :/
İhtar: Teveccüh-i nâs istenilmez, belki verilir. Verilse de onunla hoşlanılmaz. Hoşlansa ihlâsı kaybeder. riyaya girer. Şan ü şeref arzusuyla teveccüh-i nâs ise; ücret ve mükafat değil, belki ihlássızlık yüzünden gelen bir itâb ve bir mücâzâttır. Evet amel-i sâlihin hayatı olan ihlâsın zararına teveccüh-i nâs ve şan ü şeref, kabir kapısına kadar muvakkat olan bir lezzet-i cüz'iyeye mukabil, kabrin öbür tarafında azab-ı kabir gibi nâhoş bir şekil aldığından; teveccüh-i nâsı arzu etmek değil, belki ondan ürkmek ve kaçmak lazımdır. Şöhretperestlerin ve şan ü şeref peşinde koşanların kulakları çınlasın.